Nereden başlamalıyım o kadaaar bilmiyorum ve o kadar heyecanlıyım kiii, sanki kalbim içimde zıplıyor. Kitabı o kadar o kadaaar çok beğendim ki anlatamam. Kesinlikle beklentimi karşılamayı bırakın, bende beklenti diye bir şey bırakmayıp kapaktan sanki bir el çıktı ve kitabın içine çekti beni. Ve o sırada ben hiç düşünmedim yok kitabın puanı ne, zevk alıyor muyum, beklentimi karşılıyor mu falan bunlar hikaye. Gerçekten özellikle 4. ve 5. kısmı elim ağzımda bağırarak okudum. Hala şoklar içinde, gözümde yaş, heyecanlı heyecanlı 32 diş gülümsüyorum :D Kitabı sabaha karşı tesadüfen aldım. Konusunu okudum, sevdim. Başladım.. dedim 'Hmmm. Yaşlar 16.. Lütfen yazar bu kurguyu şımarık hareketlerle, saçma sözlerle ya da atışmalarla doldurup geçirmesin, hadi bakalım..' Neden böyle düşündüm? Birincisi yaş ne olursa olsun ben şımarık karakterler okumayı sevmiyorum, ikincisi bazı yazarlar ergenlik çağında olan her çocuk karaktere böyle hep şımarık, basit hareketler yazıyor, sanki herkes öyleymiş ve bundan ibaretlermiş gibi aşırı sinir oluyorum. Lisedeyken de sinir oluyordum, şimdi de sinir oluyorum. Sonra devam ettikçe kitaba, karakterlere karşı olan bu ön yargımın ne kadar boş olduğunu anladım. Müthişti. Cidden her sayfa olay dolu (10 notebook sayfası özet) Baştan sona slow burn bir kurgu ama inanılmaz akıcı. Karakterlerin her birine bayıldımmmm!!! Ana karakterlerimiz başta olmak üzere, ballı böörek Faraday'den tutun hem tırpan hemde bence superwoman olan Tırpan Marie'ye kadar her biri, hatta o kuyumcuların sponsor olmak istediği 4'lü çete bile müthişti. Çok korkutucu, heyecan verici ve merak uyandırıcıydı. İlk kitap çok güzel bitti. Akılda ikinciye bir soru bırakmadı gibi. Ama bu kitabı sevip, o sonu okuduktan sonra da ikinciye başlamak istemeyecek biri var mı bilmiyorum. İnşaAllah