Ne zaman başkalarının uğradığı büyük haksızlıklardan tedirgin olsam, büyük adam olma isteği gelirdi içimden. Öyle büyük, öyle büyük bir adam olacağım ki bütün bu haksızlıkları kaldıracağım. O kadar da çok haksızlıklar var ki, bu kadar büyük haksızlıkları ortadan kaldırmak için isteristemez çok büyük adam olmam gerekiyordu.
Annemin suçu, akşam ezanı okunmadan önce evde bulunmamasıydı. Bir kadın, akşam ezanını sokakta duyamazdı. Babam annemi döverken, müezzin daha ezanı bitirmemiş, bağırıyordu:
-Hay-yi-alel-felaaah... Hay-yi-alel-felaaah!
Türkçesi şu demek: ''Hadi mutluluğa! Hadi kurtuluşa!..'' Minarelerden, ''Hadi mutluluğa, hadi kurtuluşa!'' çağrıları yükselirken, babamın dövdüğü annem ağlıyordu.