Stirner'in savunduğu gibi, insanoğlunun ezeli ve ebedi özgürlük düşüyle ayartılmaması için, insanın kendi özgürlük bicimlerini icat etmesidir; çünkü ezeli ve ebedi özgürlük düşü her zaman başka bir tahakkümle sonuçlanır
Foucault'ya göre Tanrının ölümü sonsuzluğun ve sınırsızlığın ölümünü gösteriyordu. Başka bir deyişle, Sınır'ın hüküm sürmesi anlamına geliyordu. İnsan artık iktidarla sınırlıydı, fakat iktidarın kendisinin de sınırları vardı. İktidar tarafından yaratılan sınırların
kendileri sınırlıdır
Foucault, iktidarın insan özüne dayanan öznellikler meydana getirdiğini öne sürer, iktidar onları öyle bir şekilde meydana getirir ki, özgürleşmeleri, tahakküm altında olmalarının devam etmesidir.
Foucult'ya göre, homoseksüelliğin
bastırıldığını ve kişinin homoseksüel olduğunu söylerek iktidara meydan okuduğunu söylemesi naifliktir. İnsan bunu yapmakla sırf
kendisini iktidarın yarattığı bir öznelliğe bağlayarak onun elinde oyuncak olur.
İnsan nasıl Tanrıya tabi kılındıysa hümanist söylemdeki birey de şimdi aynı şekilde insana tabi kılınmıştır. Nietzsche'nin iddia ettiği
gibi İnsan Tanrıyı öldürdü, ama aynı zamanda Tanrı haline geldi.