Salih.

Puan vermedi·232 syf.··
2024 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 17:31
Merhaba Bilge Karasu. Böyle bir düşünürden, böyle farklı bir yazardan bugüne kadar mahrum kaldığım için içim de kalan küçük bir buruklukla bitirdim kitabı. Bilge Karasunun salt bir edebiyatçı olduğunu söylemek hata olur sanırım. Onu daha çok felsefe ve edebiyatı iç içe geçirmiş, felsefi düşüncelerini edebiyat aracılığı ile aktarmaya çalışan bir düşünür olarak değerlendirmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü yazarı okurken birden kendimizi varoluşun anlamı, özümüzü var etme, yaşamın anlamlılığı ve anlamsızlığı, varoluşun bireyde yaratmış olduğu korku, ölümün varlığının bireyde yaratığı kaygı, telaş ve endişe üzerine düşünmeye sevk olmuşken buluyoruz kendimizi. Bu durumda okuyucuyu edebi bir kaygı yerine felsefi bir düşünceye sevkediyor. Yazar okuyucuya varoluşun- doğal olarak varoluşun beraberin de getirdiği hiçliğide- bireyde yaratmış olduğu çatışmayı simgesel bir dile sunuyor okuyucuya. Kitapta cümlelerin arasına gizlenmiş bireyin iç dünyasını, korkuyu, şiddeti, tutkuyu, umudu, umutsuzluğu ve ölümü sezinleyebilmekteyiz. Eser de varoluş sancıları, yok olma kaygıları ete kemiğe bürünerek okurun iç dünyasında soru işaretleri yaratıyor. Hemen hemen her masalda ölüm ve yaşamın iç içe olduğu ve bunun bireyde yaratmış olduğu kaygıyı cümle aralarına bakarak görmek pek mümkün. Dünya da bilinen her masal ortalama mutlu son ile biterken yazarın bize sunduğu masalların hemen hemen hepsinin sonu ölüm- mutsuzlukla-ile bitmekte. İşin ironik kısmıda bu sanırım. Yaşamın kendisinin sonu yok olmak ve yaşamın kendisi de kaygı ve anlamsızlıktan ibaret. Bununla birlikte ilk masalda ölümün kendisine anlam katma durumu da söz konusu. A. Camus da maruz bırakılınan yaşam karşısında iki seçenek vardır; gerçek intihar ve felsefi intihar. A. Camus’a göre gerçek intihar hayat
Bu Dâvet Bizim
Göçmüş Kediler BahçesiBilge Karasu · Metis Yayınları · 20171,554 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·93 syf.··
2022 4. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2022 19:48
Han, Çağımızın en büyük yanılgısının güzellik ve sanatın tamamen pozitif ve pürüzsüz olarak algılamak olduğunu dile getirerek kitaba başlıyor. Kitapta ilerledikçe farklı düşünürlerin fikirleri ile kendi fikirlerini harmanlayarak sanat ve güzelliği bu tek düzelikten kurtarmak gerektiği üzerinde duruyor. Bunu yaparken, okura, ilkçağ filozoflarından çağdaş filozoflara kadar bir çok düşünürden örnekler sunuyor. Sanatın ve güzelliğin belli kalıpların içerisine sığdıralamaycağını ve aslolanın güzelin negatif ve pürüzlü olduğunu da görebilmek olduğunu söylüyor.
Felsefe-Düşünce
Güzeli KurtarmakByung-Chul Han · İnsan Yayınları · 20181,009 okunma
7/10
·120 syf.··
2020 34. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2020 13:32
Kitabı her hangi bir konu ile sınırlamak mümkün olmuyor. Kitabın konusu neydi diye sorulduğunda buna tek bir cevap vermek neredeyse mümkün değil. Yazarlık üzerine bir metin mi? Sevgi üzerine arayış ile ilgili bir kitap mi? Ya da yaşamak ve ölüm diyalektiği üzerine bir kitap mı? Belki de bunların hepsi ile ilgili bir kitap. Sanki yazar ne yazarsa yazsın ortada hep bir muğlaklik olacakmış gibi bir hava var. Okuyucu bunu kitapta net bir şekilde görebiliyor zaten. Kitapta bir olay örgüsü var ama bu olay örgüsü düz bir çizgi üzerinde ilerlemiyor. Belki de bundan dolayı öykünün ayakları yere basmıyor çok savurgan bir şekil de ilerliyor. Öykü savurgan olmasına rağmen kitap çok sade ve akıcı bir dil ile yazılmış. Yazar, bu kadar karışık ve katmanlı bir öyküyü çok yalın bir dille okuyucuya sunuyor.
Edebiyat
33Kjersti Skomsvold · Jaguar Yayınları · 2016307 okunma
8/10
·400 syf.··
2020 33. kitabı
Gecenin bir vakti sokaklar da başıboş dolaşırken varolusunuz ile ilgili düşüncelere daliyorsunuz. Sonra yan tarafta olan parkta sokak lambasinin altında bir banka oturuyorsunuz. Varoluş ile ilgili düşünceleriniz durmadan aralıksız devam ediyor ve beyninizi zorluyor. Birden çimenlerin arasında gözünüze şekli tuhaf bir taş çarpıyor. Bir anda taş ile yüzyüze geliyorsunuz ve inanılmaz derece de varolusunuz karşında inanılmaz bir mide bulantısı duyuyorsunuz. Çünkü içiniz de ki varoluş sancisindan dolayı karşınızda ki taş olma isteğinden kacamiyorsunuz. Bir taş olma isteğiniz varolusunuzun bedeninize uygulamis olduğu baskı. Varoluş mücadelesinin yaratmış olduğu baskı bireyin kendi bilincinden kurtulup zaman zaman bilincsiz bir varlığa dönüşme isteğini körükler. Varoluş sancıları çeken ve tesadüfen tanıştığı birisinin kendisi ile konuşması ile bilincinden kurtulmak isteyen ve bir kaya kadar bilinçsiz olmak isteyen ağabey Tetsuro. Tetsuro, Japonya da tanınan başarılı bir ressam. Diğer tarafta uyuşturucu suçundan tutuklu olan ağabeyini kurtarmaya çalışan, batıcı fikirlere sahip kız kardeş Kauro. N. İkezawa uyuşturucu sucundan tutuklanan agabey Tetsuro ile ağabeyini hapisten kurtarmaya çalışan kızkardeş Kauro'nun hikayesini sade ve akıcı bir dille anlatıyor okuyucuya. Kiz kardeş ile ilgili olan bölümler daha çok polisiye ve dedektiflik havasında geçiyor ve kitabın sonu ile ilgili bilgi verir nitelikte. Ağabey ile ilgiligi bölümler ise kitaba edebi ve felsefi bir hava katıyor. Tetsuro'nun huzursuzluğunun anlatıldığı bölümler kitabın felsefiyonunu gözler önüne seriyor. Özellikte Tetsuro'nun anlatıldığı bölümler Camus, Sartre, Kafka gibi fikir insanlarının düşüncelerinden izler taşıyor. Tetsuro'nun varoluş ve kişiliği ile ilgili yazilanlar Camus, Sartre ve Kafka vari izler
Edebiyat
Ağabeyine Çiçek Taşıyan KızNatsuki Ikezawa · Ayrıntı Yayınları · 2016188 okunma
Düşlerden Seni Kurtarabilecek Olan Sadece Düş İçinde ki Düştür
Puan vermedi·186 syf.··
2020 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 13:27
M. Pavic'in 16 öykü ve son sözden oluşan Işık Ergüden tarafından tertemiz bir Türkçeyle çevrilen ve Ketebe yayınları tarafindan edebiyatımıza kazandırmış olduğu eseridir. Barok dönemi yazarı M. Pavic'in bu kitabı bir dönem kitabı olarak önümüze çıkmaktadır. M. Pavic'in Sırp halk deyişlerinin, inançlarının değerlerinin, ilişkilerinin rahatlıkla fark edilebilecegi eseridir. Kitapta benim en çok beğendiğim "Soru İşareti Hanı'nda öyküsü oldu. Birbirleri ile meyhane de sohbet eden kişilerin aslında birbirlerinin öykülerinin kahramanları. Bunun farkına varana kadar öykü çok sıkıcı ve zor anlaşılır bir halde devam ediyor. Ortaya çıktıktan sonra ise öykü diğer öyküler gibi okuyucuyu içine çekmeye başlıyor. Yazarın kullanmış olduğu dil ve anlatım tarzı okuyucu yoracak ve anlayabilmek için mücadele vermek zorunda bırakacağı tarzdadir. Bundan dolayı kitap okunurken ara sıra uyku moduna geçilebiliyor. Yazarın okuyucudan istediği şey de tam olarak bu sanırım. Çünkü okuyucu uyku moduna geçerken yazar bunun farkındadır ve okuyucu uykuya daldığı anda bir hamle onu uykudan uyandırmaktadır. Yazar siz uyuyan okurken size ne yaptığının bilincindedir. Okuyucu uyku moduna geçtiğinde onu birden bire baş aşağı sarkitarak onu tekrar kitabın içine çekmektedir. Kitap okuyucuya kendini sunmak yerine onun kendisini keşfetmesini ve bulmasını bekliyor. Ancak bir kaşif olarak hareket edildiği zaman kitap tam anlamıyla kendini okuyucuya sunuyor. Bunu yapabilen okuyucu yazarla bir bağ kurabiliyor.
Edebiyat
Rus TazısıMilorad Paviç · Ketebe Yayınevi · 202089 okunma