Burası bizim toprağımız. Biz ölçtük, biz sınır çizdik buraya. Bu topraklar üzerinde doğduk, öldürüldük, öldük. İyi toprak olmasa, kötü toprak olsa da bizim burası. Bu yüzden bizim. Burada doğduk, çalıştık, öldük diye. Sahipliği yaratan budur, üzerinde sayılar yazılı bir kağıt parçası değil.
Mal sahiplerinin kimisi yumuşak davranıyordu. Çünkü yapmakta oldukları işten nefret ediyorlardı. Bir kısmı da çok öfkeliydi. Çünkü zalim davranmaktan nefret ediyorlardı. Bazısı da soğuktu. İnsanın soğuk olmadıkça mal sahibi olamayacağını çoktan öğrenmişlerdi. Sonuç olarak her biri, kendi boylarından büyük bir kıskaca sıkışmış gibiydiler. Bir kısmı, kendilerini bu işe zorlayan matematikten iğreniyor, bir kısmı korkuyor, bir kısmı da o matematiğe tapıyordu. Düşünceden, duygudan kaçacak bir yol ağlıyor diye.
Kutsal ruh yolunu, Mesih'in yolunu düşündüm. Ne diye her şeyi İsa'nın ve Tanrının sırtına yüklüyoruz, dedim. Belki de... Belki de hepsi sevdiğimiz erkekler, sevdiğimiz kadınlardır dedim... Belki kutsal ruh aslında insan ruhudur, hepsi bu! Belki tüm insanların kocaman bir tek ruhu var. Herkes onun bir parçası.
Kendi kendime, ''nedir bu çağrı, nedir bu inanç'' diye sordum. Sonra cevap verdim. ''Sevgidir.'' Ben insanları öyle çok seviyorum ki, o sevgiden çatlayacak gibi oluyorum zaman zaman.