Süleyman Ak

Dayak atanlar, cop kullananlar Anadoluyu iyi bilmiyorlar. Anadolu halkını hiç bilmiyorlar. Bu millet çok tahammüllü bir millettir. Yüzyıllarca çeker çeker, bir yere getirir. Sonra bir de çekmeyeceği tutarsa... O zaman işte seyreyle gümbürtüyü.
Sayfa 127 - Can·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şimdi İlerici, emekten yana olanlara sövüyorlar. Yarın hapsedecekler. Başlarına türlü haller açacaklar... 04/04/1962
Sayfa 117·Kitabı okudu
Düşünceyi düşünceyle yenemeyenler, kötü kişiler, zayıf kişilerdir hep çamur atanlar. Güçleri olan, düşüncelerinin güçleri olan kişiler hiç çamur atma gerekliğini duyarlar mı? Alana göğüslerini gere gere çıkarlar, işte benim düşüncem şu, ben şöyle şöyle bir adamım, derler. Düşüncelerinin, kişiliklerinin sağlamlığna sığınırlar. Onun gibi düşünmeyenler, onun gibi olmayanlar ya onun düşüncelerini kendi düşünceleriyle çürütürler, ya da karşısından çekilirler, çekilmek zorunda kalırlar. Düşünce pazarı er meydanıdır. Çamur en ilkel, ilkelin ilkeli bir iştir. Yazık ki, çok çok yazık ki, insanlar bu çamur işini çokça kullanıyorlar. Bu yüzden insanlık onurundan kaybediyor. İnsanlığın bir yönü çöküyor. Bizim memleketimiz bir çamurcular memleketi. Yalmz çamur atanlar mı haklı, sözünden de daha beter, beterin beterinin karşısındayız. Şimdi biz var gücümüzle bağırabiliriz: Yalnız çamurcular mı gözde? Yalnız çamurcuların mı sözü geçer bu memlekette? Yalnız onların mı dediği olur?
Sayfa 87·Kitabı okudu
Sabahattin Eyuboğlu geçen gün yazdığı bir yazıda, Arthur Miller'le birlikte soruyordu: "Hep çamur atanlar mı haklı?"Böyle bir soru hiç bir memlekette sorulmamalıydı. Çamurculuk, düşüklük demektir. Çamurcunun haklı olduğu bir memleketi düşünememeliyiz bile. Ne yazık ki, o hale geliyoruz ki, bağırıyoruz ki, "hep çamur atanlar mı haklı?" Çamur atanlar haklı olur mu? Bunu insanlar düşünmeli mi? Böyle de bağırmalı mı?
Sayfa 87·Kitabı okudu
Aşk Veyselin hayatını anlatan bir filim yapılmıştı. Filim Veyselin köyünde çekilmişti. Veyselin gençliği köyde. Kıraç, ağaçsız, yalnız bir köy. Veyselin gençliği Osmanlı devrinde geçmiştir. Buraya kadar filime, bu köye izin verilir. Ama Veyselin son yıllardaki hayatı da aynı köyde geçer. Geçmiştir. Zavallı rejisör ne bilsin. Veyselin bugün de hayatının geçtiği köyü olduğu gibi çeker. Köy, Veyselin gençliğinde aynı, bugün de aynı. Bugün aynı olamaz. Sansür şırrak diye keser. Türkiyede böyle köy kaldı mı? Yaşasın sansür. Hiç böyle köy olur mu Türkiyede! Ne haddine! Her bir yanı gül gülistan etmedik mi? Sonra efendim, filimin son kısmını yasak etti sansür. Bugünkü gördüğümüz, içinde yaşadığımız Veyselin köyü Osmanlı çağının köyü olarak kaldı. Onun yerine modern bir çiftlik buldular. Veyselin köyü filimde Osmanlı köyü olarak kaldı. Bu çiftlik de Veyselin modern, şimdiki köyü oldu. Filimin sonu öyle komik ki... Traktör sesini duyan Veysel gülümsüyor, seviniyor. Ben biliyordum ki, zeki, büyük Veysel, kuş uçmaz, kervan geçmez köyünü böyle traktörlü, bahçeli köy haline getiren yalana gülüyordu. Bu yalanlardan ne kazandık? Veyselin Osmanlı köyü bütün sefaletiyle orada durup durur. Filim de geldi geçti. Bir tek işe yaradı, o da, düşünce kıtlığımıza, düşünce yoksulluğumuza bizi güldürdü.
Sayfa 73 - Can·Kitabı okudu