"...Divancı atalarımız böyle yapmışlar da biz neden yapmayalım! Bakın onlar da, Osmanlıların kanına, zulmüne, yoksulluğuna, insanı aşağılatan işleri üstüne tek bir satır var mı? Öyleyse, bizim bugünkü Türkiye üstünde onlardan ileri bir sanatımız neden olsun! Bizde kaçamaklarla, göçmeklerle, denizle, gökyüzüyle, saçma duygularla, anlamsız sözcüklerle, deli saçmaları ile, boş boş kalıp doldururuz.
Bu çok kolay, hiçbir sorumluluğu yok. Başın belaya girmez. Bir de sanatçı olma övüncesi verir. Bir de ileri olma palavrası sıkarsın. Birkaç ahmak, sapık bulur, meyhanelerde onları da inandırırsın.
Yalan söylediğinin, sanatçı olmadan daha önce insan olamadığının farkındasın.
Ama insan olmak için, sanatçı olmak için gücün yok. Elinden başka bir şey gelmez. Denizdeki yılan hayaline koşarsın, sonra da yalanına birlikte gümler gidersin kubbede bir hoş sada değil, bir kötü sada bile bırakamazsın. Zemzem kuyusunu kirletmek epeyce bir iş seninkisi o bile değil, sen yoksun var görünürsün ama birkaç ahmağa, züppeye, meyhane yoldaşına var görünürsün... Sen sağlıklı topluma, savaş içinde kurtuluşunu arayan, dövüşen insanlara vız gelirsin.
25/12/1960