Ordu 1960’da ilk kez vurduğunda, Türkiye savunma alanı dışında ekonomik ve siyasal olarak dünyadan büyük ölçüde yalıtılmış, birinci dünya seçkinlerinin yönettiği bir üçüncü dünya ülkesi olarak tanımlanabilirdi.”
1957 ile 1963 yılları arasında Türkiye, darbe, karşı darbe, komplo ve subay tehditleriyle sürekli başı belada olan tipik Latin Amerika ya da Ortadoğu’nun muhafız devletleri durumuna düşmeye çok yaklaştı
“Generallerin gücü yalnızca anayasal düzenlemelere ya da MGK’daki sayısal temsillerine değil, halktan gördükleri saygıya ve dolayısıyla politikacıların onları ne derece ciddiye aldığına bağlıydı.
Sartre, Tanrı’nın yokluğunu özgürlük olarak görürken, Dostoyevski “Tanrı yoksa her şey mubahtır” diyerek uyarır. Camus ise hayatı anlamsız bulur ama buna rağmen “isyancı insan”ın, kendi anlamını yaratması gerektiğini savunur. Her biri farklı bir yerden seslenir ama hepsi aynı sorunun çevresinde döner: Eğer bir mutlak yoksa, insan nasıl yaşamalıdır?
Soba başindayim yağmur sesi melodi gibi ayağimda babanemin patikleri ve ben 38 yaşinda özgür bir kadin olarak tatil plani yapiyorum soruyolar bana nedir hayalin işte bu ani güzel yaşamak olumsuzluklardan uzak şehirden uzak beni yoranlardan uzak iyi ki kendim🙏🏻