Esma Nur

Esma Nur
Okul öncesi öğretmeni
48 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Dürüstlük, hakikatin çıplaklığını bir saldırı aracına dönüştürmeden, onu muhatabın taşıyabileceği bir olgunlukla sunma sanatıdır.
Reklam
"Bir ülkede suç varsa, o suçun ortağı sistemin kendisidir." Jean-Jacques Rousseau Dizilerde "racon" adı altında parlatılan caniler, oyunlarda birer sayıdan ibaret görülen canlar ve şiddeti karizmatik bir pelerin gibi çocukların omuzlarına giydiren bu kontrolsüz düzen artık acı meyvelerini veriyor. Kahramanmaraş’ta ve Urfa’da yaşananlar basit birer adli vaka değil; denetim mekanizmalarının boşluğundan sızan o sahte dünyanın, çocukların gerçekliğini yok etmesidir. Şiddet, ticari kaygılarla estetik bir ambalaj içinde sunuldukça ve bu çürümüş içerikler sistem tarafından filtrelenmedikçe; çocuklar hayatı bir senaryo, can almayı ise bir oyun sanmaya devam edecek. Kurgu bitti, gerçek hayat kan revan içinde! Caydırıcı denetimlerin yerini reyting hesapları aldığı sürece, bu karanlık tablo toplumun geleceğini yutmaya devam edecek.
Duygu ve Düşünce
İnandığımız Şeyin Enkazı
İnsan bir zamanlar yüzlere bakarak inanırdı, şimdi yalnızca izlere tutunuyor; bir ses, bir bakış, bir cümle, varlık yerine geçiyor ve biz bir insana değil, bir yansımaya temas ettiğimizi çoğu zaman fark etmiyoruz. En büyük kırılma aldatılmak değil, gerçekliğin yer değiştirmesidir; biriyle karşılaştığımızı sanırken bir temsille konuşur, bir ruha dokunduğumuzu düşünürken bir kurguya anlam yükleriz. Bu yüzden acı kalpte değil, algıda başlar; insanlar terk edilmez, yanıltılır. Yalnızlık, “bir şey var” hissiyle “hiçbir şey yok” gerçeği arasındaki o belirsiz boşlukta büyür ve insan, orada kendi ihtiyacından bir figür yaratır. Bu bir duygu meselesi değil, bir inanç meselesidir; çünkü inanmaya aç kalan zihin, önüne çıkan her silueti hakikat sanır. En korkutucu olan da budur: olmayan şeylerin içimizde olan yaralar açabilmesi. Belki de bu yüzden bizi en çok “gerçek değildi” cümlesi sarsar;Çünkü kaybettiğimiz bir kişi değil, dokunduğumuzu sandığımız hakikattir; ve insan, bir hayalin değil, kendi inancının enkazında kalır.
Duygu ve Düşünce
insan kendi sesini, başkalarının gürültsünden ayırmayı geç öğrenir.
İnsanın en büyük yanılgılarından biri de, iç dünyasının benzersiz olduğuna inanması. Çoğumuz aynı korkuların seri üretimiyiz: sevilmeme, yetersizlik, terk edilme. Psikoloji bu yüzden gerçek bir aynadır; sana özel oluşunu değil, sıradanlığını gösterir. Bu tokat gibi gerçeği kabul etmeden atılan her “iyileşme” adımı, sadece yeni bir makyajdır. Gerçek olgunluk, kendine şefkat göstermekten önce kendine katlanabilmektir. Kusurunu romantikleştirmeden, travmanı kimlik yapmadan, acını vitrine koymadan… İnsan ancak kendine bahane üretmeyi bıraktığında büyür. Geri kalan her şey, modern dünyanın vicdanı rahatlatan masalıdır.
Psikoloji
Reklam