Farkına varmıştım zaten; benim varolmaya hakkım yoktu. Rastgele ortaya çıkmıştım; bir taş, bir bitki, bir mikrop gibi varolup gidiyordum. Hayatım her bakımdan anlamsız mutluluklara yöneliyordu. Kimi zaman neidüğü belirsiz işaretler gönderiyordu; kimi zamanda sonuçsuz bir vızıltıdan başka bir şey duyulmuyordu.
Okuduğum kitabı avucumda kuvvetle sıkıyordum, ama en güçlü duyum bile körelmiş. Hiçbir şey gerçek değil gibi; birden kaldırılabilecek bir karton dekorun ortasındayım sanki. Dünya; dertop olarak, soluğunu tutarak bekliyordu.