Kötülüğü beklemenin, kötülük yüzünden acı çekmekten daha ağır olduğunu gözlemledim; özellikle de bu beklentiyi ya da bu endişeleri silkip atabilecek yeriniz kalmamışken.
Anlaşılan o ki tanrının hikmetiyle kendi tiksindirici ve yozlaşmış tutkuları dışında hiçbir kılavuzu olmayan bu insanlar da yazgılarının sonuçlarına katlanıyorlardı.
Tanrıya dua etmek bedenin değil zihnin bir eylemi olduğu için bu zihin karışıklığı bedensel yetersizlik kadar büyük hatta ondan bile büyük bir şey olsa gerek.
Nitekim zıddıyla gözümüze sokulmadan içinde bulunduğumuz gerçek durumu asla göremiyor, hep fazlasını istemekten sahip olduğumuzun değerini bilmeyi beceremiyoruz!