Hastalığına çare ararken insanların aç gözlülüğüyle karşılaşan Niğde eski nüfus memuru Avni Akbulut'un hikayesi benim için sarsıcı bir gerçeği hatırlattı. Geçenlerde sağlık sektörünün tamamen ücretli olması gerektiğini savunan, devlet hastanesine karşı olan bir hekimi dinlediğimde bu insan ya zengin ya da ailesinden birini hiç hastane köşelerinde çaresiz bir vaziyette görmemiş dedim. Avni Bey özelinde hikayeyi düşündüğümde evet bunlar bir zamanlar daha sık yaşanıyordu dedim. Hikayenin başında Avni Beyle hem şehricilik üzerinden samimiyet kurmaya çalışan ve asıl gitmesi söylenen doktorun onu oyalayacağını, şifa bulamayacağıni parasından da olacağını söyleyen şahıs iyi biri olduğu izlenimi uyandırabilir. Ancak asıl dolandırıcılığı kendisinin yaptığı bir gün ortadan kayboluşuyla anlaşılıyor. İşin garip ve trajik yanı ise bu dolandırıcının haklı çıkması oldu. Avni Bey'in Niğde'deki doktorunun referansıyla gittiği profesör ona sadece kendi kliniğine geldiğinde ihtimam gösterdi. Çaresizce doktorun dediklerini yapan ve memleketteki mallarını satıp ameliyat olan Avni Bey doktorun ihmali yüzünden tekrar bıçak altına yatmak zorunda kalıyor. Ameliyatların bedeninde bıraktığı yıpranmışlık ve zayıflıkla evine dönemeyeceğini ancak kliniğe verecek parasının da kalmadığını ifade ettiğinde ise doktordan şöyle bir karşılık alıyor:
"Hastalığın bu safhası talebe için çok enteresandır, sizi yarın fakülte hastanesi'ne kaldıracağız."
Kısaca senin sağlığın umrumuzda değil ama öğrencilerin senin üzerinden tecrübe kazanmasına yarayabilirsin.
Sırf daha fazla kazanmak veya daha büyük gayelere erişmek adına masum bedenlerin bile katledildiğine dair haberleri okuduğumuz günleri de düşününce sadece bir duaya tutunuyorum: Allah'ım sen bizleri kötü niyetli ve ilahı para olan insanlardan uzak tut.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Kitaba dair incelemeyi çevirmenin son sözünden alıntılıyorum:
Victoria çağı yazarı Ballantyne'ın Mercan Adası gibi Sineklerin Tanrısı'nda gördüğümüz ıssız ada da yeryüzünün cennetleri den biridir. Çocuklarda da bu adanın okudukları Mercan Adasi'na çok benzediğini söylerler. Ne var ki başlangıçta bunu hiç sezinlenmediğimiz halde atom çağının çocukları bu güzelim adayı her açıdan bir cehenneme çevirecektir.
Eşini aldatan Irene ve bunun farkında olup eşini korkuyla tedib ederek yuvasının kıymetini anlaması için çabalayan Fritz...
İrene'nin hissettiği korku muydu utanç mı?
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Kitabı bitirdiğimde zihnimde tek bir cümle yankılandı: "İnsan insanın yurdudur."
İnsan başkasının mutluluğunda payı olduğunu bildikçe varlığı, yaşamı anlam kazanan bir varlıktır.
Felsefeye ilgisi olup da felsefe tarihi ile başlayarak yolun başında pes eden arkadaşlar! Bu kitap bizim için yazılmış diyebilirim. Felsefeye tarihini okuyarak başlamak hem çok uzun sürüyor hem de bir süre sonra sıkabiliyor. Kitap, öğrencilerin bu sıkıntısı göz önüne alınarak yazılmış. Bu yüzden felsefe meraklılarını felsefenin tarihinden değil, meselelerinden başlatıyor. Bu metodun okuyucunun dikkatini ve ilgisini felsefeye daha çok yoğunlaştırdığı kanaatindeyim.
Felsefeye ÇağrıStanley M. Honer · İmge Kitabevi · 202050 okunma