Kısasa kısas, dişe diş, kana kan oynanacak bir savaş mıydı sana çocukken vaat edilen gelecek?
Ya şimdi?
Artık sadece zarar görmemek adına, sen de mi silahlanacaksın sana kıyasıya saldıran zorbalar gibi?
Elinde sopalarla, taşlarla, bıçaklarla, satırlarla küfür kıyamet üstüne gelenlerin... Seni buralarda yaşatmayacağını avaz avaz bağıranların üstüne sen de mi tekme tokat, topla tüfekle gideceksin?
Söyle menekşe, yaşamak için n'apacaksın?
Değişen dünya, geriye giden ülken, lümpenleşen halkın...
Harekete geçmiş cehalet, hakarete övgü, çürüyen değerler...
Kafayı yiyen cemaatler, her köşe başında yeni bir linçin haberini veren gazeteler, cep telefonlarına sığdırılmış sözler...
Gitgide feleğini şaşırmış ideolojiler, her köşeyi tutmuş muhbirler...
Giderek artan tehditler, çökmüş ekonomi, bitmiş sanat, dibi görmüş siyaset... Yok edilmiş şehirler, oyunu satan insanlar, oyunu bile çalan hırsızlar...
Dünyadan dışlanışın, saygınlıktan şutlanışın...
Tedirgin suratlar, gergin insanlar, sahte peygamberler...
Yanı başında yürüyen canlı bombalar...
Despotun ektiği hüzün, kendine biçtiğin depresyon...
Düşmanların daha da düşmanlaşıp dostlarınsa sessizleşmesi...