Ozan Önen

Ozan Önen

Yazar
8.3/10
200 Kişi
·
542
Okunma
·
62
Beğeni
·
2.736
Gösterim
Adı:
Ozan Önen
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Aydın, 1984
Ozan Önen, 17 Şubat 1984’te doğdu. Aydın Fen Lisesi‘nin ardından ODTÜ Felsefe Bölümü‘nde okudu. ODTÜ Felsefe Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyken Ankara’yı terk etti. Dört yıl İstanbul’da yaşayan yazar, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü‘ndeki Osmanlıca derslerine, özel izinle, iki dönem boyunca dinleyici olarak katılmıştır. Harvard Üniversitesi ve Koç Üniversitesi işbirliğiyle Ayvalık Cunda (Alibey) Adası‘ndaki faaliyetlerini sürdüren Harvard-Koç University Intensive Ottoman and Turkish Summer School‘a Ottoman Studies Foundation bursuyla kabul edilmiş ve bu okulda Osmanlıca‘nın yanısıra Farsça dersleri almıştır; Yunan alfabesiyle yazılan ve Kapadokya Osmanlıcası olarak kabul gören Karamanlıca‘yı okuyup yazmayı öğrenmiştir. 17 yaşında, haftalık mizah dergisi LeMan’da yayımlanan bir yazısı, ulusal dergilerdeki ilk yazısıdır. İlk öyküsü 2004 yılında KülÖykü’de, ulusal gazetelerdeki ilk yazısıysa Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan yazar, 2004 yılında ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu‘nu kurmuş, faaliyetlerini Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde halen devam ettirmekte olan bu topluluğun başkanlık görevini üç yıl sürdürmüştür. Öykü, deneme, anlatı, hiciv, mizah yazısı, röportaj, gezi-seyahat yazısı ve köşe yazısı gibi farklı türlerdeki metinleri birçok gazete ve dergide yayımlanan yazar, aylık L-Manyak dergisinin ardından, 2015 yılından itibaren her hafta, bağımsız mizah dergisi Penguen‘de, derginin yayın hayatı son bulana dek yazmıştır. Penguen’deki köşe yazarlığının yanı sıra, aylık edebiyat dergisi OT’ta da yazılarıyla yer alan yazarın ilk kamera önü deneyimiyse, Sezen Aksu‘nun “Yeni ve Yeni Kalanlar” adlı tekli albümüne adını veren şarkının klibi olmuştur. İlk kitabı “Babam Beni Şahdamarımdan Öptü”, Temmuz 2017‘de, Destek Yayınları etiketiyle yayınlanmıştır. Ozan Önen, yaz kış Ege’de yaşar. Yazdıkça Ege’nin dışındaki dünyayı gezer. Başıbozuktur.
İnsan, babası hayattayken, sanki tüm babalar hayattaymış gibi bir yanılgıya; babası öldüğündeyse sanki sadece kendi babası ölmüş gibi bir küskünlüğe meyillidir.
Ozan Önen
Sayfa 359 - Destek Yayınları
"Sevdiğin biri ölünce; içinde kırk mum birden yanarmış" diye söze başladı... Fısıldayarak devam etti: "Her geçen gün içindeki o kırk mumdan biri sönermiş... Kırkıncı güne gelindiğindeyse o son kalan mum hiç sönmez, sen ölene değin içinde hep yanarmış."
Bir ceylan olup zarifçe yürüdüm geçmiş aslanlıklarımın arasından.
Artık orada değilim.
Artık o kişi değilim.
Ve o aslan, artık, beni incitemez.
Ozan Önen
Sayfa 25 - Destek Yayınları
368 syf.
·18 günde·10/10
TEŞEKKÜR EDERİM.

Okurken yüzüme gülümseme, içime iyilik aşıladığın için…
Beni hem güldürüp hem hüngür hüngür ağlattığın için…
Bu kadar farkındalık yaratabildiğin için…
İçime işleyip beni daha iyi bir insan olmaya ittiğin için…

Sen okuduğun en iyi kitaplar arasındasın.

Bazen metroda okurken deli gibi gülümsedim, sonra bir satır daha okuyup daha çok gülümsedim. Bazen gözlerim doldu, ağlayamadım.

Tavsiyemdir. Okumalısınız.
368 syf.
·Beğendi·10/10
Issız yerlerde kendin için evren ol ...
Özgürlük yalniz kalabilmeye denir...
Belirli bir yolum yok ama ayaklarim var, günahlarıma hayranim...
Sana güler yüzüyle para üstünü uzatan kasiyere, sen 1.5 defa gülümse
368 syf.
·21 günde·10/10
Çok düşündüm ne yazsam acaba böyle güzel bir kitaba inceleme olarak diye ama bulamadım ama ben kelimelerle anlatamayacağım kadar güzel bir kitap okudum...
368 syf.
·11 günde·9/10
Ozan Önen. Genç yazarlarımızdan sayabiliriz. Bu yazarla tanışmam da benim için çok değerli bir insanın bana bu kitabı hediye etmesiyle başladı. İyi ki de tanımışım. Beğendiğim fikirlere ve görüşlere sahip bir yazar.
Yazarımızın Ot, Penguen, LeMan, L-Manyak gibi dergilerde çalışmaları vardır. Öykü, deneme, hiciv, mizah, röportaj, köşe-yazısı türlerinde eserler ortaya koymuştur.

Kitabın içeriğine bakacak olursak bu kitap, deneme tarzında meydana getirilmiş, yazarın hayatından kesitlerin anlatıldığı bir kitaptır. Kitabın ilk sayfalarından itibaren sizi okumaya daha çok teşvik edecek cümlelerle başlıyor. Felsefe ve Edebiyat derslerinin vermiş olduğu bilgiyle sürekli ünlü düşünür ve filozaflar üzerinden alıntılarla insana iyi gelen cümleler kurmuş ve yazar okurlarını kendi iç dünyasına çekmeyi başarabilmiştir. Kimi kelimeler ve betimlemelerle kafa karıştırsa da kitabın bütününe baktığımızda insana iyi gelen bir havası olduğu için bu kısımları görmezden gelebiliriz. Yazarın kurduğu birçok sözcük hayale dayalıdır. Hatta bunu eserin içinde şu sözlerle ifade eder. " Hayallerim bazen aklımdan büyüktür. " ...
Hayatın her alanından resimler çizebilen bir yazardır. Bilgi birikimi çok yüksek olduğu için verdiği örnekler de bu yönde seçkindir. Yani hayatı bütün yönleriyle gösterebiliyor. Ülkenin birçok gerçeğine ayna tutabilen biridir.

Kitabın isminin asıl öne çıktığı son sayfalarda ise babasıyla olan anılarına yer vermiş ve burada korkularından, kaygılarından bahsetmiştir. Genel olarak bakınca olay örgüsünün olmadığı bir kitap sonuçta bir deneme yazısı. Fakat hayatın her alanından insana gerçekleri gösterebilme gücü açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Siyasetten bilime, sanattan, zekaya, baba sevgisinden, aşka kadar birçok konuda size ilham olabilecek, düşüncelerinizi olumlu yönde düzeltebilecek bir dili vardır.
Bu tarz yazıları sevenler için mutlaka okumasını onerdiğim kitaplardan biridir.
368 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı görünce aklınıza gelen ilk isim Montaigne oluyor. Deneme türünü seviyorsanız da tereddüt etmeden başlıyorsunuz okumaya. Okudukça şunu soruyorsunuz kendinize; bir insan düşüncelerini böylesi güzel nasıl dile getirebilir? Bu kadar fazla örneği verecek birikimi nasıl elde etmiş olabilir?

Felsefeden, tarihten, edebiyattan, biraz da kendinden harmanlayarak; okuyucularının yüzünde tebessüm bıraktıracak bir eser çıkarmış ortaya.

Tabi ki her bölümü aynı hevesle okumayacaksınız, deneme bu. Ama okuduklarınızdan kendinize çıkardığınız pay yanınıza kar kalacak.

Başucu kitabı olur mu bilmem, fakat ara ara açıp şu bölümde neyden bahsediyordu o hikayeyi bir daha okuyayım diyeceğinizden eminim.
368 syf.
·37 günde·Puan vermedi
Her bölümü mümkün olduğunca yavaş okuduğum.. sonrasında arkama yaslanıp içten ama çok içten nefes aldığım, müzik dinlediğim, çiçeklere su verdiğim, kedimi tekrar okşadığım,oğlumun gülümsemesine farklı baktigim, öğlen rakısı yapıp denize girdiğim, babamın ölümünü kabullendigim, kabul ettigim
368 syf.
·3 günde·1/10
İncelemeyi uzun uzun yazmayı gerek göreceğim bir kitap olmadı. Ama eleştirecek şeylerim oldukça fazla .. Alıntılardan oluşan denemeleri okumaktan kitabı yazanın cümlelerini okumak pek olası olmadı. Karakter karaktere, kitaptan kitaba, bir mitolojik efsaneden öbürüne aynı cümleler ya da konu içinde hızlı geçişlerini çok kalabalık buldum. Boş bir yazar değil, ama tüm ben bunları biliyorum gösterisine de gerek yokmuş. İnsanlar, denemede cümleyi bitirmeden telefondan yeni bir şey araştırıp sürekli öğrenecek geri kitaba dönecek de, onu anlayıp sindirecek. Bu sadece kopukluk yaratır bari daha çok anekdotlar paylaşsaydı daha az alıntılar yapsaydı, bu kadar samimi olacam çabasıyla felsefeyi edebiyatı yunanı mısırı doğusu diye her şeyi katarak değil de bölüm bölüm aktarabilirdi. Orda okuyup da yabancısı olduğum hiçbir kelimeyi araştırma isteği hissetmedim açıkcası (Normalde bunu yaparım). Çünkü her cümlesinde bunu yapması çok abartılı ve itici hissettirdi bana.

Arkadaşımın önerisi, bana hediye etmesi ve “sıcak bir dili var” şeklindeki yorumu üzerine okudum kitabı. Bana göre en güzel cümle bana hediye eden arkadaşımın yazdığı notmuş. Arkadaşıma değer verdiğim için kitaba devam ettim. Yoksa kitabı çoktan bırakırdım. Bu arada kitapta beğendiğim cümleleri işaretlemiştim. Ama sonra dönüp bakınca onların hepsinin alıntı olduğunu farkettim :))

Bu arada kitabın başucu kitabı olacağını dile getirenlere hayret edip büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktan kendimi alamıyorum. Yani bu kitapta size yol gösterici olacak, ilke edinebileceğin tek bir cümle bile yok tabi ki kitabın yazarına ait olan :)

Bu arada kitap bana şunu bir kere daha öğretti: Çok şey bilmek değil, bildiğin bir şeyi anlatabilmekmiş önemli olan..
368 syf.
·214 günde·Beğendi·Puan vermedi
arkadaşımla birlikte D&R da kitap bakarken karşıma çıkan incelediğimde, direk "montaigne nin denemelerine benziyor" dediğim, - ve deneme okumayı çok sevdiğimden, arkadaşımla birlikte birer tane edindik, ordan çıkıp eve gidene kadar yolda bi 50 sayfa okumuştum. içimden kaç kere 'neden daha önce edinmedim bu kitabı' dedim bilmiyorum. ama bu incelemeyi okuyorsanız koşun bi kitapçıya edinin bir tane! baş ucu kitabınız olsun.
öyle güzel üslup, öyle güzel bilgiler var ki kitapta insanı mest ediyor. ozan genç bir yazar. ışığı var. umudu var, hevesi var, heycanı var. okuduğumda satır satır enerjisi bana geçti. geç kalmışım dediğim. bitmesin diye yavaş okuduğum, okurken yüzümde belli belirsiz tebessümlerin oluşturduğu, zaman zaman gözlerimin dolduğu öğrendiğim farklı bilgilerle beni şaşırtan bir kitap oldu. kitap da geçen bazı isimleri bir kenara not aldım araştırıcamm diye kenarlarına minik minik notlar aldım. altlarını çizdiğim cümleler de var tabi ki

şimdi çok sevdiğim arkadaşımda ben de "iyi ki denk gelmişiz de ikimiz de almışız" diyip kitap ve yazar hakkında saatlerce konuşuyoruz,

(kitabım tamamen bitince incelememe bişeyler ekleyeceğim şimdilik bu kadar kalsın)
368 syf.
·43 günde·Puan vermedi
Ozan Önen 1984 doğumlu genç sayılabilecek bir yazar. Penguen, Ot gibi dergilerde yıllarca yazmış bir isim. Babam Beni Şahdamarımdan Öptü yazarın ilk kitabı ve denemelerden oluşuyor.

Kitap geçen sene yayımlandığında İnstagram’da sık sık karşıma çıkıyordu. Genellikle olumlu yorumlar okumuştum ama hem yazarın genç olması hem de çok övülen günümüz kitaplarının birçoğundan ağzımın yanması sebebiyle kitaba temkinli yaklaştım. Beklentimi düşük tutarak başladım. Belki bu sebeple beklediğimden daha iyi bir kitapla karşılaştım.

Kitapta yazarın farklı yıllarda yazdığı yazıları var. Her yazının başında ne zaman yazdığını belirtmesi hoşuma gitti. Kitapta edebiyat tarihinden birçok ünlü ismin güzel alıntılarının olduğu kadar yazarın altı çizilesi cümleleri de vardı. Hatta bir yazısı internette Can Yücel ve Tolstoy adıyla dolaşıyormuş.

Her yazısını aynı oranda beğenmesem de çok severek okudum birçoğunu. Özellikle kitabın başları çok akıcı ve sürükleyiciydi, sonlara doğru biraz sıkıldım. Bu bölümleri doğa meraklıları sıkılmadan okuyacaktır.

Kitabın son yazısında yazar babasıyla olan ilişkisini ve babasının ölümünü yazmış. Kitabın adı bu yazıdan geliyor. Babasını kaybetmiş kişilerin duygulanmadan okuması mümkün değil.

Deneme türünü sevenlere, genç ve gelecek vaat eden bir yazarla tanışmak isteyenlere Ozan Önen’i öneriyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ozan Önen
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Aydın, 1984
Ozan Önen, 17 Şubat 1984’te doğdu. Aydın Fen Lisesi‘nin ardından ODTÜ Felsefe Bölümü‘nde okudu. ODTÜ Felsefe Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyken Ankara’yı terk etti. Dört yıl İstanbul’da yaşayan yazar, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü‘ndeki Osmanlıca derslerine, özel izinle, iki dönem boyunca dinleyici olarak katılmıştır. Harvard Üniversitesi ve Koç Üniversitesi işbirliğiyle Ayvalık Cunda (Alibey) Adası‘ndaki faaliyetlerini sürdüren Harvard-Koç University Intensive Ottoman and Turkish Summer School‘a Ottoman Studies Foundation bursuyla kabul edilmiş ve bu okulda Osmanlıca‘nın yanısıra Farsça dersleri almıştır; Yunan alfabesiyle yazılan ve Kapadokya Osmanlıcası olarak kabul gören Karamanlıca‘yı okuyup yazmayı öğrenmiştir. 17 yaşında, haftalık mizah dergisi LeMan’da yayımlanan bir yazısı, ulusal dergilerdeki ilk yazısıdır. İlk öyküsü 2004 yılında KülÖykü’de, ulusal gazetelerdeki ilk yazısıysa Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan yazar, 2004 yılında ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu‘nu kurmuş, faaliyetlerini Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde halen devam ettirmekte olan bu topluluğun başkanlık görevini üç yıl sürdürmüştür. Öykü, deneme, anlatı, hiciv, mizah yazısı, röportaj, gezi-seyahat yazısı ve köşe yazısı gibi farklı türlerdeki metinleri birçok gazete ve dergide yayımlanan yazar, aylık L-Manyak dergisinin ardından, 2015 yılından itibaren her hafta, bağımsız mizah dergisi Penguen‘de, derginin yayın hayatı son bulana dek yazmıştır. Penguen’deki köşe yazarlığının yanı sıra, aylık edebiyat dergisi OT’ta da yazılarıyla yer alan yazarın ilk kamera önü deneyimiyse, Sezen Aksu‘nun “Yeni ve Yeni Kalanlar” adlı tekli albümüne adını veren şarkının klibi olmuştur. İlk kitabı “Babam Beni Şahdamarımdan Öptü”, Temmuz 2017‘de, Destek Yayınları etiketiyle yayınlanmıştır. Ozan Önen, yaz kış Ege’de yaşar. Yazdıkça Ege’nin dışındaki dünyayı gezer. Başıbozuktur.

Yazar istatistikleri

  • 62 okur beğendi.
  • 542 okur okudu.
  • 40 okur okuyor.
  • 374 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.