Sistem içine içine devamlı çöküyor.
Yeryüzünde gördüğümüz her şeyin temelinde bir enkaz.
Tüm medeniyetler kendilerinden önce yıkılmış başka medeniyetlerin üzerine kurulu.
Geçmişin kaderi gelecekte mütemadiyen tekrarlanıyor.
İnsanlar baştan beri yeni şehirlerini, hep yıkılmış eski şehirlerin üzerine kuruyor. O yüzden en modern yapının bile hücrelerinde yıkılmış eski bir yapının izi var.
Yara gibi.
İnsan, o yaraların ıslaklığında yaşayan parazittir.
Hayal kırıklıklarıyla geleceğe dair umutlarının birbirine göbekten bağlı olmasını umursamadan,
yenenle yenilenin aynı şey olduğunu kaale almadan,
çökmüş hayatların üzerine çöke çöke kurduğu yeni hayatları kutsamak için,
uydurduğu metinlere tapa tapa geldiği şu medeniyet noktasında,
tarihin asalağı olarak var olmaktan başka seçeneği yoktur.
Hepimizin kaderinde bir cinayet var.
Ya işlenmiş ya da işlenecek.
Başka birinin ölümü üzerine inşa edilen hayatların zehri akıyor genzimizden.
Kutsal kitapların ilk hikâyeleri boşuna cinayetle başlamaz.
Yıkıldı yıkılacak bir binanın altında.
Yıkıldı yıkılacak bir dünyamız var.
Yıkıldı yıkılacak bir neşemiz.