Bazen bir kadın olarak, kendinize dürüst olmanız ve kabul etmeniz gerekir: "Burada sevilmiyorum. Değer görmüyorum. Kıymetim bilinmiyor. Görülmüyorum." Ve sonunda bunu net bir şekilde fark ettiğinizde... tartışmazsınız, yalvarmazsınız, peşinden koşmazsınız. Yürüyüp gidersiniz ve bir daha geri dönmezsiniz.
Gelememeyi sen anlat,
Gidememeyi ben anlatayım.
Gözüm değil gönlüm kaldı,
Beklemek değil özlemek yordu.
Hani derler ya;
Aşk arafta bir yoldu,
Giden gitti dönen yoktu.
Herkese selam sana hasret…
Nazım Hikmet Ran
Hamnet kendini bildi bileli hissettiği şeyi bir kez daha hissediyor: Judith onun yarısı,ikisi bir cevizin iki yarısı gibi birbirlerine bağlılar. O olmazsa Hamnet eksik kalır,yitip gider. Judith’in koparılıp alındığı yerdeki yara ölene kadar kapanmaz. Onsuz nasıl yaşar ki? Yaşayamaz. Kalbe ciğerler olmadan yaşamasını, ayı gökyüzünden koparıp alarak yıldızlara onun yerini almalarını söylemek,arpanın yağmursuz büyümesini beklemek gibi bir şey olur bu.