Aileydik. Aile cüzdanımız olduğuna göre, karı koca yan yana durduğumuza göre, aileydik biz. Benim ailemde çocuk vardı, ben vardım. Ortada ben vardım. Öylece duruyordum orada. Ama annem yoktu, babam yoktu. Onlar yan yana olmadığı için, benim varlığımın da bir anlamı olmuyordu. Onlar yan yana olsa ama ben olmasam yine aile olurlardı. Biz de öyle olurduk bana göre. Aile olmak için illa çocuğumuzun olması gerekmiyordu. Demek ki yanılıyormuşum.
Evin anahtarını mutfak masasının üstüne koymuş, altına iliştirdiği kâğıda "Her şey için teşekkürler" yazmış. Sanki birkaç günlüğüne gelip evime misafir olmuş bir arkadaş gibi... "Her şey için teşekkürler" yazmış kâğıda. Rica ederim, ben teşekkür ederim... Beni yeniden kendi gerçekliğimle yüzleştirdiğin için, sen de beni terk ettiğin için, beni yalnız bıraktığın için asıl ben teşekkür ederim.
Gözüm bahçedeki çiçeklere takıldı. Bir sürü çiçek vardı Selime Teyze'nin bahçesinde ama hiçbiri saksıda değildi. Araba tekerleğinin içine çiçek dikmiş; yoğurt kaplarına, peynir tenekelerine dikmiş. Toprağın hiçbir yerini boş bırakmamış. Bu mevsimde bile çiçekli bahçe; kim bilir yazın nasıl oluyordur. Dışarıdan bu kadar renkli görünmüyordu ev. Belki diğer evlerin avluları da böyledir. İnsanın içi dışı bir mi ki evler öyle olsun.