"İşte gerçekte, gerici sınıfların, çıkmazı budur: "rahat etmek, dinginlik içinde olmak" için, hapishaneleri doldurmak; ve dolu hapishanelerin kendilerine saldığı korkuyu gidermek için hapishaneleri daha çok doldurmak. İşte gerici sınıflara göre "huzur" ve "düzen", baskıyı meşrulaştıran düzen - o baskı ki, düzeni sağlamlaştırmak için yapılır ve aynı zamanda onu sarsar."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Demek ki, sömürücülerin, yalnızca devlet aygıtının gücüne değil, onu üstün bir öz gibi göstermeye ve ona karşı temelsiz bir korku aşılamaya da gereksinmeleri vardır. Devletin görünürde toplumun üstünde, toplumsal savaşımların üstünde yer alması gerekir. Devletin toplumdan gittikçe daha çok uzaklaşması, gizemle çevrilmesi karşısında, herkesin dize gelmesi gereken bir bulutlar ve şimşekler yarımadası Sina'nın üstünde asılı duran göksel bir güç gibi görünmesi gerekir. Ne zaman devletin bu şekilde sunulması olanaklı olmuşsa, egemen sınıflar, devlet başkanını tanrılaştırmışlardır."
"İşte bu, teorik planda, idealizmin tutsağı olan anarşistlerin anlamadığı bir şeydir. Nasıl burjuva devleti savunucuları, insanın doğuştan gelme kötülüğünü ve kötü yürekliliğini sınırlandırmak için devletin zorunlu olduğunu anlatıyorlarsa, anarşistler de devlette kötücül bir gücün, bir "hükmetme içgüdüsünün" ürününü görürler. Devleti sınıf temelinden ayırırlar ve devleti, egemen olmayı ve onu eline geçirmeyi başaranların çıkarına işleyen özel bir güç sayarlar. Devletin tarihsel kökenini ve onun belirli bir anda ortaya çıkışının nesnel zorunluluğunu yadsırlar."
"Karanlıkları deste deste ateşe atıyoruz
Kırıyoruz paslanmış kilidini haksızlığın
İnsanlar gelecek, artık kendi kendilerinden korkmayan
Çünkü insanlar güveniyor tüm insanlara
Çünkü yokoluyor insan yüzlü düşman."