1000Kitap Logosu
Georges Politzer
Georges Politzer
Georges Politzer

Georges Politzer

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
476 Kişi
2.020
Okunma
188
Beğeni
5,6bin
Gösterim
Unvan
Macar Kökenli Fransız Marksist Yazar ve Felsefeci
Doğum
Fransa, 3 Mayıs 1903
Ölüm
23 Mayıs 1942
Yaşamı
Georges Politzer (d. 3 Mayıs 1903 - ö. 23 Mayıs 1942), Macar kökenli Fransız marksist yazar ve felsefecidir. "Kızıl Kafalı Filozof" olarak tanınır. Bugünkü Romanya'nın Nagyvárad (Oradea) kentinde doğmuştur. Politzer daha 1919 yılındaki Macar ayaklanması sırasında aktivist olmuştu. Béla Kun yönetimindeki komünist konsey cumhuriyetinin yenilgiye uğramasından sonra ülke Avusturya-Macaristan amirali Miklós Horthy'nin baskıcı egemenliği altına girerken, Politzer de 17 yaşında sürgüne gitmek zorunda kaldı. Viyana'da Sigmund Freud ve Sándor Ferenczi ile tanıştıktan sonra 1921 yılında Paris'e yerleşti. Beş yıl sonra felsefeninkilere varana kadar bütün akademik literatürü okumuştu. 1929 ve 1931 yılları arasında Fransız Komünist Partisi'ne katıldı. 1930 yılının başında Fransız Komünist Partisi 1939'da Alman işgaline kadar faaliyet gösterecek olan Paris İşçi Üniversitesi'ni kurmuştu. Bu üniversitedeki faaliyeti sırasında Politzer Diyalektik-Materyalizm derslerini üstlendi. Marx ve Lenin'in taraftarı olarak psikolojiyle ilgilendi. Bu alanın özellikle somut görünümlerini ön plana çıkartırken, geleneksel psikolojiyi soyut olarak değerlendiriyordu. Başlarda Freud'un geliştirdiği psikanaliz teorisine ve onun uygulanma olanaklarına büyük ilgi gösterdi. Ancak zamanla komünist partinin psikanalize karşı tutumunun da etkisi altında psikanalizden uzaklaştı. Bu dönemde Saint-Maur Lisesi'nde felsefe öğretmeni olarak çalışıyordu. Nazi Almanyası'nın Fransa'yı işgali sırasında 1940 yılındaki seferberlikte Paris'te görevlendirildi. Komünist Partisinin gizli önderliğine bağlı kaldı. Temmuz 1940'da seferberlik bittikten sonra, illegal bir gazetenin yayıncıları arasında yer aldı. Dünyaca ünlü fizikçi, Politzer'in dostu ve yoldaşı Paul Langevin'in Ekim 1940'da tutuklanması üzerine fizikçinin tutuklandığını bildiren ve II. Dünya Savaşı boyunca faşizmin suçlarını ifşa eden Özgür Üniversite'nin (L'Université Libre) ilk sayısını yayınladı. L'Université Libre 1940 ve 1941 yıllarında tekrar yayınlandı. Şubat 1942'de Politzer kendisi gibi bir direnişçi ve komünist olan eşi Mai'yle birlikte tutuklandı. 20 Mart 1942'de Nazi işgalcilere teslim edildi ve ağır işkenceden geçti. İllegal bir Fransızca akademik dergi yayınlamaya başlamasından kısa süre sonra, 23 Mayıs 1942'de kurşuna dizilerek idam edildi. Eşi Mai Auschwitz imha kampına gönderildi ve Mart 1943'de orada öldü.
Emre
Felsefenin Temel İlkeleri'ni inceledi.
521 syf.
·
17 günde
·
7/10 puan
Naziler tarafından öldürülen adam!
Kitabın temel ilkeler dediğine bakmayın. İşin özü tamamen işçi sınıfı ve burjuva arasındaki sınıfsal farklılıklar ve Marx, Engels, Lenin, Stalin 4'lüsünün tezleri ve fikirleriyle desteklenmiştir. Yazar aslında bir öğretmendir. Kitabı kendisi yazmıyor çünkü Naziler tarafından kurşunlanarak öldürülüyor. Üniversitedeki arkadaşlar ve öğrencileri onun verdiği dersleri kitap haline getirmişlerdir. İyi ki yapmışlar. Toplam 5 bölüm ve 24 ders bulunmaktadır. İlk bölümde diyalektik üzerine ilerlemektedir. Diyalektik hep her öğrendiğimden sonra unuttuğum bir kavramdı, nihayet tam olarak yerleşebilen bir kelime oldu. Ona kısaca zıtların mücadelesi ya da karşıt fikirlerin çatışması olarak bakıyorum. Kitabı bölüm bölüm incelemek sıkıcı olacaktır. Genellemeleri severim ve daha akışkanlık kazandırır. Örneklemeler üzerinden gidersek savaşlardan bahsediliyor. Savaş karşıtlarının hata yaptığını ve ihtiyaçların doğası gereği savaşların olması gerektiğini savunuyorlar. Arz-talep dengesi iktisadın en önemli kuralıdır. Savaş olacak ki çok çeşitli alanlarda ihtiyaçlar oluşsun. Savaşlar kadar büyük ihtiyaçlar doğuracak başka bir alan yoktur. Burjuvanın varlığı bizleri yani proleter(işçi)i doğrudan ilgilendiriyor. Orta çağdan beri var olan bu sosyal sınıf ne yazık ki kapitalizm ile en üst seviyeye çıkmıştır. İşin garip yanı eskiden kölelerin neredeyse hiçbir hakkı yokken bunu bilerek yaşıyorlardı. Lakin şimdi bizler yani ücretli köleler sabah erkenden işimize giderken mutsuzda olsak buna mecbur bırakılıyoruz. Burjuva öyle bir etkendir ki devletin dış borçlarından tutun, yönetimini dahi şekillendirmektedir. Çünkü onlar devleti ayakta tutanlardır. Faşizm şuan ki toplum için hiç mümkün gözükmemektedir. Sosyalizm ise göstermelik olarak uygulanan bir sistemdir. Kapitalist sosyalizm ağırlıklı olarak ülkeleri yönetmektedir. Ülkelerin çoğu mutlak monarşi ile yönetilmektedir ve bu gizli gizli devam etmektedir. En sosyalist ülkeler Norveç, Yeni Zelanda ya da Finlandiya gibi ülkelerdir. Amerika bile kapitalizmin çukuru olmuştur. Bir toplum için en uygun yönetim biçiminin komünizm olduğunu savunmaktadırlar. Bundan 1 asır önceki teknoloji ve nüfus olmadığı için mantıklı durmaktadır. En büyük örnek Çin'dir. Sosyalizm ile yönetilmekte gibidir ama kapitalizm işin işine girerek onları sosyal kapitaller haline getirmiştir. Sanayi devriminin başlangıcı para odağını ve üretimi arttırmıştır. İşin özeti nüfus arttıkça ihtiyaç arttı bu da üretimi mecbur kıldı. Makinaların devrimi insanları guguk kuşuna çevirdi. Mutsuz olmamızın sebebi başkaları için çalışmamızdır. Paranın kaynağı işçi sınıfına değil burjuvaya bağlıdır. Sendikalaşma bile paranın peşine düşen, etin peşindeki sinekler gibidir. Eski sendikalaşma işçinin yanındayken şimdikiler burjuva gibi davranmaktadır. Bize paranın yaptıkları hayatlarımızı çaldı, çalmaya ve huzursuz kılmaya devam ediyor. Sanırım en iyi bitiriş; Şimdi Marksizm olacaktır!
Felsefenin Temel İlkeleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
İlayda Soysal
Felsefenin Temel İlkeleri'ni inceledi.
586 syf.
·
4 günde
·
6/10 puan
Kitabın her sayfasında, Doğu kültürüne sahip olma imkanımız olduğu için çok şanslı olduğumuzu hissettim. Adamların yüzyıllardır uğraştıkşarı, kafa yordukları; sonrasında da bize hediye ettikleri (!) sağ sol kutuplaşması, "sosyalist veya komünist" devlet düzeni derdi hep faso fiso. Batı'ya yön veren filozofları okumak yerine açın Gazali okuyun, İbn Haldun okuyun, sorularınız daha net cevap bulur. Ciddiyim.
Felsefenin Temel İlkeleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Fuat
Felsefenin Başlangıç İlkeleri'ni inceledi.
240 syf.
·
115 günde
·
9/10 puan
Eğer bir şeyi basitçe açıklayamıyorsan, onu yeterince iyi anlamamışsın demektir.” ( Albert Einstein ?) 1- bu kitap hakkında söylenecek ilk şey sanırım bu: idealist ve materyalist felsefeyi çok açık ve seçik bir biçimde açıklıyor. açıklamaların doğru, yanlış, taraflı vs olmasının önemi olmaksızın bu netlik, bu zihin berraklığı hayranlık uyandırıcı. 2- bu kitap hakkında yazılan bütün incelemeleleri okudum. pek çok okuyucu, felsefenin başlangıç ilkeleri kitabının isminin yanıltıcı olduğunu, aslında kitabın sistematik olarak felsefeyi değil de Marksist felsefeyi anlattığını söylüyorlar. bu konuda kesinlikle haklılar. felsefenin temel sorunları, klasik bir felsefeye giriş kitabında olduğu gibi anlatılmıyor. kitap boyunca yazarın neden böyle bir isim seçmiş olabileceğini düşündüm ve kitap bunun da cevabını verdi bir bakıma: aslında, eğer yanlış anlamadıysam, yazar felsefenin temelde bildiğimiz varlık felsefesi, bilgi felsefesi, değer felsefesi ayrımına değer vermeyip, bir nevi felsefenin ya materyalist ya da idealist olması gerektiğini düşündüğü sonucuna vardım. böyle bakılınca bir problem kalmıyor. Bizim bildiğimiz anlamında bir felsefe başlangıç kitabı okumak isteyenler öncelikle bunu okumamalı, Marksizmi öğrenmek isteyenler ise mutlaka ilk okumalara bu kitabı eklemelidir. kitap incelemesi yapan arkadaşlarda çok değişik fikirler de vardı ama onların da içlerinde bir idealist barındırdıkları diüşüncesiyle normal karşılıyorum 🥲 3- daha kitabı okurken, haklı veya haksız bulmak değil, Sovyet Rusya'yı ve sosyalist devletleri bu fikrin ne berbat bir şey olduğuna örnek vermek değil, sadece bu adamın ne anlatmaya çalıştığını anlamak asıl sorun. zira anlatılmaya çalışılan şey fevkalade dikkate değer. odak (Daniel Goleman ) kitabında, yazar, en ufak bir tehlike sinyalini alan beynimizin, dünyadaki büyük sistemleri, karışıklıklar ve karmaşayı algılayamadığını söylemişti. ufak bir hışırtıyı ya da kötü bir kokuyu almamıza rağmen, küresel ısınma hakkında beynimiz bize bir sinyal vermemekte zira bu karmaşık durumu, bu korkunç tehlikeyi ilk tahlilde algılayacak gelişmişlikte değil. Marx, doğru veya yanlış da yorumlamış olsa insanlık tarihinin büyük sisteminin bir açıklamasını yapmıştır.
Felsefenin Başlangıç İlkeleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
2