Bu gece üzgün,kırgın,umutsuz ve biraz da kabul edilmiş bir çaresizlikle buradayım. Sizler gibi..
İçinde olduğumuz durumu dramatize edip duygu tüccarlığı yapmak için yazmıyorum bu satırları. Maneviyatımı zorlayan günler, akli dengemi sağlamamda zorluk çektiriyor. İçimde olanları paylaşıp teselli bulma belki inancım. Ya da vazgeçmişliğin verdiği umutsuzlukla bir s*ktir çekme...
Afedersiniz! Biraz doluyum, dişlerimi sıkıyor ve içimdeki yaşama sevincine kızıyorum. Bu kadar çaresizce beklerken ölümü, içimde yaşama sevinci olması beni öfkelendiriyor.
Sizler gibi...
20 yaşındayım, bazılarınız için genç bazılarınız için yaşlı. Yaşamı her duygusu ile seven bazen nazlanan bazen de izin veren ama çokça savaşan bir genç kadınım kendimce. Her zaman şahsiyetim adına konuşmayı seven biriyim. Bu satırlar da bu yüzden. Tükenmenin eşiğinde oluşumuz savaşımı anlamsız kılmıyor. Kendine bir vizyon belirlemiş ve bununla yaşamayı sürdüren bir genç kadınım. Umutsuzluğa gebe yarınlarımız ama umudu pazarlıyor yöneticilerimiz. Benim ki değil duygu tüccarlığı, onların ki asıl duygu tüccarlığı. İzin verin de ifade edeyim duygularımı,düşüncelerimi ve biraz da sizi.
Sizler gibiyim çünkü. Kırgın,üzgün,umutsuz...
İyileşmeyecek yaralar aldık hepimiz. Hem öldüren hem de öldürmeyip ama güçlendirmeyen yaralar da aldık. İnatçıyız, öğrenmemekte ısrarcıyız. İhmal de etmiyoruz üstelik iyi gözükme uğruna kötü olmayı.
...
Sizler gibi kabul ettim çaresizliğimi.
İstanbul'dan seyircisiyim Maraş'ın,Hatay'ın, Gaziantep'in, Diyarbakır'ın, Malatya'nın, Adıyaman'nın...
Uyuyacağım ama korkuyorum, seyircisi olacaksınız sizde İstanbul'un biliyorum...
İyiyi kötüyü tadarak geldim buraya kadar. Ne esiri oldum duygularımın ne hükümdarı oldum düşüncelerimin. Biraz sürtünmüş olsa da burnum yaşamanın keyfini tattı ruhum.