Ey ömrünü ömrüme adamış Kadın, gökyüzüydü senin yerin. Yeni takılmıştı kanatların, benim endişe dolu ruhumun üzerinde uçmaya çalışan kanatların.
Eserde kendisinden haberi dahi olmayan bir “Adam”a kör kütük aşık ve bunu 3 yıl boyunca kendi içinde yaşamış bir “Kadın”ın var oluş sancısı var. Evli bir adama aşık olan ve bu gizli/yasak aşkını kimseye duyurmadan sessizce kendi içinde yaşayan kadın ağırlığa daha fazla dayanamayarak kendi yöntemleri ile “Adam”a ulaşıyor.
Tam da aşık olduğu anda olduğu gibi anlamadığı bir şekilde adamın şehrinin kıyılarında nihayet dalga seslerini adama duyurabiliyor. Bununla da kalmayıp tüm kalkanlarıyla hem kendisi ile savaşırken hem de adamın kalbinin kapılarını zorluyor.
Dahasını kitabı okuyunca görmenizi, yaşamanızı, hissetmenizi, o hıçkırık dolu gözyaşlarının tuzlu suyunda yıkanıp arınmanızı istiyorum. Yazarımız kitabın sonunda karakterlere vereceği isimlerden söz ediyor. Adam ve Kadın öyle güzeller ki… Adları olmasa da olur diyeceğiniz saf bir sevginin anlatımını bulacaksınız bu eserde.