Nihayet, yüreğimin içimde şiştiğini hissediyorum, bir acı ilmek ilmek nakşediyor içime. Boğazımın tüm düğümlerinde sözcükler karışıyor, harfler dans ediyor önümde. Kulağımdaki tüm sesler uzaklaşmaya başlıyor duyuşlarımdan. Sen bir roman oluyorsun, okunmayı bekleyen satırlar diziliyor önümde. Sonra harfleri karıştırmaya başlıyorum, bulanıklaşıyor her şey, şeffaf bir perde görüşümü kısıtlıyor, yazım bozuluyor. Buruşturulmuş bir kâğıda dönüşüyor emeklerim, bir daha dönüyorum en başa ve yeniden yazıyorum.
Göğsü bir iniyor bir kalkıyordu, yağmurlar yağıyordu bulutlu gözlerinden. Ağız kenarlarından sızan tuzlu su, yüreğinde açık kalmış her yaraya değiyordu. Yarasına tuz basılıyordu.