Sümeyye Gülsüm, bir alıntı ekledi.
18 dk. · Kitabı okuyor

Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabul edemem.

Vapur Edebiyat Dergisi Sayı: 3, Kolektif (Yeraltından Notlar/ Dostoyevski)Vapur Edebiyat Dergisi Sayı: 3, Kolektif (Yeraltından Notlar/ Dostoyevski)
İllâmânâ, Şiir Defterinden Kırk Şair'i inceledi.
 30 dk. · Kitabı okudu · 3 günde

Her biri yoksulluk, zindan, mücadele fakat taviz veremedikleri istikrar ile düşünce ve zikir doğrultusunda yeniden doğmuş, bambaşka minvallere evrilmiş kıymetli şahısları değerlendirmeye tâbi tutmak hiçbir vakit haddim değildir ve olamayacaktır. İcraatım olsa olsa kitabın bütününe ve muhtevasına dair fikir beyanıdır.

Yazdıkları yaşadıklarına denk düşmüş yürekler bilirim. Aydınlık mefkuresine başka başka öz, isim, biçem fakat müşterek bir başlık ile yol olmuş; kelamlarında yansımalarımızı bulduğumuz, karanlıklarımıza ayna tutmuş yüreklerdir bunlar. Karanlıkları hatmetmiş, o renkte dirilmiş ve bu diriliş öyküsünü satırlarına içtenlikle işlemiş... İçtenliğin büyük gerekçe ve bilince dayanak oluşu, işlemedeki meziyetin bir alametidir ayrıca.

Bu eserle sözlü edebiyat geleneğimizin mümessili Karacoğlan'dan tutun da 18. yüzyılın edebi şahsiyetlerinden, şiirlerinde özünü ön planda tutan Nedim'e; ilmi şiirin esası kabul eden, Azeri asıllı Fuzûlî'ye; Orhan Veli'ye, Ahmet Hamdi Tanpınar ve onun gibi birçok isme de hocalık etmiş, İstanbul aşığı Yahya Kemal'e; iki arkadaş Ziya Osman Saba ve Cahit Sıtkı'ya, Erganili Diriliş Şairi Sezai Karakoç'a, Mihraban'ına sevdalı Abdurrahim Karakoç'a, Sabahattin Ali'ye, Necip Fazıl'a, Nazım Hikmet'e ve diğerlerine varıncaya kadar duruşlarıyla zamanla aralarındaki mesafeyi daraltmış pek çok cüretkâr yiğidin hayatını tanıma fırsatı buldum.

Mahrumiyetlerini meziyete, emeğe dönüştüren; yaşadıkları elem verici ıstıraplara hiçbir cümle ve kitapla aşina olamayacağımız bu dava adamlarının fikrî yapılarının farklı oluşu zenginlikten başka hiçbir haslet barındırmamaktadır. İşin edebi boyutunda kanaat getirdiğim budur. Her yazarın/şairin hikayesini onlara meftun, yazdıklarını özümsemiş ve anlamak gayesiyle kitaba misafir etmiş, birbirinden renkli kâşiflerin izlenimleriyle seyahat ettim. Eserden keyif aldım. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Aslıhan Esmer, bir alıntı ekledi.
38 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Köprülü Nereden Mezunmuş?

Ünlü edebiyat tarihçimiz Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü rüştiye mezunuydu (şimdiki ortaokul karşılığı), üniversite bitirmemişti.

Bir toplantıda hocayı iğnelemek için olsa gerek hazır bulunanlar teker teker hangi üniversiteden mezun olduklarını söylemişler ve sonra da "Siz hangi üniversiteden,mezunsunuz?" diye sormuşlar.

Köprülü şöyle cevaplamış: "Vallahi ben herhangi bir üniversiteden
mezun değilim ama İstanbul Türkiyat Enstitüsü benden mezundur."

Gerçektende öyleydi. Evinde özel öğrenimle Arapça, Fars­ça, Fransızca ve İngilizce öğrenmiş olan Köprülü, "İlk Türk Mutasavvıfları" adlı eseriyle dünyadaki pek çok üniversiteden fahri doktorluk unvanı almıştı.

Ziya Gökalp'in vefatı üzerine genç yaşta İstanbul Türkiyat Enstitüsü'nün başına getirilmişti. Gerçekten de o hiçbir yerden mezun değildi ama koca bir enstitü -şimdiki anlamıyla bir fakülte- ondan mezundu.

Küçük Şeyler 2, Üstün DökmenKüçük Şeyler 2, Üstün Dökmen
Sümeyye Gülsüm, bir alıntı ekledi.
48 dk. · Kitabı okuyor

Zweig
Denizde bunca fırtına ve bunca yıkım,
bunca kez geliyorum diyen ölüm!
Karada bunca savaş, bunca hile,
iğrençliğin her türlüsü!
Nerde tutunacak aciz insan,
nerde bulacak güvencesini kısa ömrünün,
silahlansın mı peki, incinmez mi yüce Tanrı
yeryüzünde bu küçük varlığın tavrından?

Vapur Edebiyat Dergisi Sayı: 3, KolektifVapur Edebiyat Dergisi Sayı: 3, Kolektif

Sadece bir ihtimale sarılıp, hiç yapamadığım kadar güzel edebiyat yapabildiğimi gördüm ben. Hiç kuramadığım kadar afili cümleler kuran kendimi gördüm. Hep o kısımda kalmak istedim. Çok isteyince olmuyor ya hani. Olmadı. Kalamadım. O ihtimal öldü sonra…

"Derin öğrenme yapabilen yapay zekalar çoğaldıkça edebiyat ne olacak? Bir gün yazarların yerini de robotlar alır mı?"

Hilal, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor

Fernando Pessoa, Alvaro de Campos çoklukimliğiyle yazdığı şiirlerden birinde bir "İngiliz kızı"ndan söz etmiştir.
"Bir İngiliz kızı, öyle sarışın, öyle genç, öyle güzel benimle evlenmek isteyen...
Ne yazık ki evlenemem ben onla...
Mutlu olurdum fakat mutlu olmuşsam eğer bunu nasıl bilebilirdim?"

Vapur Edebiyat Dergisi Sayı: 3, Kolektif (Sayfa 4)Vapur Edebiyat Dergisi Sayı: 3, Kolektif (Sayfa 4)
Siyabend*, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okudu

"Edebiyat kültürü adına sahip olduğum her şeyi, okulun dışında edindim."

Roman Gibi, Daniel Pennac (Sayfa 58 - Metis)Roman Gibi, Daniel Pennac (Sayfa 58 - Metis)
Selen Sevim, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

Vee bir kitabın daha kapağını kapattik. Benim için uzun bir okuma süreci oldu. Diş ağrıları yüzünden 3 5 gün hiç okuyamadım ve en nihayetinde hitama erdirdim. Kitap 19. Yüzyıl Viyana'sında yaşanıyor ve psikanalizin doğuşunu ele alıyor. Kahramanlarımız Nietzsche, Sigmund Freud, Dr. Josef Breuer, Lou Salome, Bertha Pappenheim... şeklinde gidiyor. Genel adıyla benim dahiliye diye algıladığım bir bölüm doktoru olan Breuer bir gün eşiyle Viyana tatilinde iken, otelin cafe bölümünde bir not buluyor. Genç bir kadının çok önemli bir meseleden kendisiyle görüşme talep etmesi notu. Görüşme gerçekleştiğinde Alman felfesinin isimlerinden biri olan Profesör Nietzsche'nin ümitsizlik derdine düştüğü ve intihar düşüncesi olduğu için, onu bu düşünceden kurtarmak için Dr. Breuer'den yardım isteniyor. Ancak hastanın bu sebeplerden ötürü tedavi edileceği bilinirse hasta tarafından bunu kabul etmeyeceği ile başlıyor kitap. Uzun uzun yazabilirim aslında ama kitabı özetlemiş olurum, bu da tadını kaçırabilir. Bu yüzden okuduğum kitapla ilgili sadece kendi yorumumu yazmak istiyorum. Kitap edebiyat anlamında güzeldi. Lâkin din anlamında baktığımızda tehlikeli bir kitap olduğu düşüncesindeyim. Yani islami bilgileri zayif olan kişilerin kafasını karıştırabilir, diye düşünüyorum. Kitap boyunca ümitsiz olan Nietzsche'nin psikanalizin dibine dibine vurduğunu görmektesiniz. Ümitsizce çırpınışlar, gurur, kibir... Kötü olunarak ancak bir şeylerin üstesinden gelebileceğine inandırmış kendini kitap boyunca Nietzsche. Ve fakat sonlara doğru bir çözülme yaşanıyor. Kitaptan şunu anladım: Konuşarak her şeyi çözümleyebiliriz. Icimize attığımız müddetçe kinlenir ve kibirleniriz. Ve böylece güçlü olduğumuzu düşünürüz. Peki, bu doğru mu? Evet, uygun bir dille sorunları çözmeliyiz konuşmalıyız fakat bizim inancımızda 'sabır' kavrami var. Bu kitapta Nietzsche bunu yok sayıyor. Veya ben öyle anladım bilemiyorum. Güzel bir kurguydu. Ve akıcı bir kitap. Altını çizdiğim yerlerde oldu fakat ben batı felsefecileriyle anlaşamıyorum :) Sevmiyorum, sevemiyorum. Evet, kitap güzeldi fakat bana göre çok çok çok şahane değildi. Yani defalarca okumam :) Ve yine şunu anladım ki; herkesin çok çok beğendiği şeyler beni cezbetmiyor. Okuyorum ve aynı şeyleri düşünmüyorum. Bunu kibir vs olarak algılamayın. Insanın moda ettiği şeyleri sevmiyorum. Çünkü bunu kim belirliyor? Biru bir şeye güzel dediyse de kimi de başkaları güzel dedi diye sırf o insanlarla aynı pencereden bakabilmek için sanırım güzel deyip bunu moda veya akım haline getiriyorlar. Bu yüzden bu kitap benim defalarca okuyacağım bir özelliğe sahip olamadı :)

Derya (Bahir) DENİZ, Knulp'u inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Yazar hakkında:
1877 yılında Almanya’da doğan Hermann Hesse, dindar ailesinin tüm baskılarına rağmen ilahiyat okulunu terk edip önce bir kitapçıda çalışır, ardından en çok yapmak istediği meslek olan yazarlığa başlar. Fakat işler umduğu gibi gitmez. Şimdi dünyanın sayılı yazarlarından kabul edilen Hesse, o dönem yayın evlerine göre umut vaad eden bir yazar değildir. Bu yüzden birçok yayın evi şiirlerine ve yazılarına itibar göstermez. Ama o inatla yazar olmak istediği için yazarken okumayı asla ihmal etmez. Avrupa’da nam salmış tüm edebiyatçıların kitaplarını okur ve sürekli kendini geliştirir. 1899 yılında yayınlanan ilk kitabıyla yazarlık kariyerine adım atmayı başarır. 1946’da Peter Camenzind adlı kitabı ile Nobel Edebiyat ödülü almış.

Knulp dört dörtlük diyebileceğimiz genç bir gezgin dışardan her ne kadar düzenli temiz titiz ve bilgili dursa da aslında ruhen karışık ve bu karmaşıklığı gezerek belki de arayarak hep kapatmaya çalışıyor. Bir şehirden bir şehire bir kasabadan bir kasabaya gider ve gittiği her yerde saygı ve sevgi ile karşılanır, olan biten olayları yada bizim tabirimiz ile dedikoduları bir sonraki durağa aktarır ordan alır diğerine bir nevi ayaklı gazete görevi de görür. Akıllı ve düşünceli bir adam, 3 bölümden oluşan bu öykü 104 sayfacık ve gerçekten yormayan aksine dinlendiren bir üslup ile yazılmış beni rahatsız eden tek şey ‘ivedi’ kelimesinin birkaç kez tekrarlanması oldu.
Knulp birde çok güzel ıslık çalarmış onu hayal ederken bu müziği duyuyordum  https://www.youtube.com/watch?v=VK1CvZn0TxE

Beni yazar ile tanıştıran abimdi ancak bir an önce okumamı sağlayan ise bu etkinlik oldu #29041902 Necmettin beye teşekkür ederim.