ve hala devam ediyor
Puan vermedi·512 syf.··
2026 1. kitabı
Halkların tarih boyunca tanrısal inançlar, kehanetler, ihtişam, güç ve iktidar arzularının peşinden sürüklenirken yaşadıkları acıları açık ve etkileyici bir şekilde anlatan bir eser. Her kültürde farklı biçimlerde ortaya çıkan bu tutkuların, toplumları nasıl şekillendirdiğini ve çoğu zaman nasıl felaketlere sürüklediğini gösteriyor.
Edebiyat
Savaş ve BarışLev Tolstoy · Akvaryum Yayınları · 200525,9bin okunma
Şair Ramazan Çetiner Kimdir?
10/10
··
Beğendi
Ramazan Çetiner, duygu ile düşünceyi aynı potada eriten şiir anlayışıyla dikkat çeken dönemin çağdaş şairlerinden biridir. Eğitimci kimliğinin yanında edebiyata olan bağlılığıyla da tanınan Çetiner; eserlerinde insanın iç dünyasını, yalnızlığı, özlemi, kırgınlığı ve varoluş sancılarını derin bir şiir diliyle ele alır. Şairin edebi yolculuğu, yayımladığı ilk kitabı Merhaba ile başlamıştır. Bu eserinde daha çok insan ilişkileri, hayatın sade ama etkileyici yönleri ve içsel duygular ön plana çıkar. Samimi anlatımıyla dikkat çeken kitap, okuyucuyu şiirsel bir iç konuşmanın içine davet eder. Ardından yayımlanan Ferzê ise şairin duygu ve düşünce dünyasını daha yoğun imgelerle yansıttığı eserlerinden biri olmuştur. Bu kitapta yalnızlık, arınma, zaman ve insanın kendini arayışı gibi temalar belirgin şekilde hissedilir. Ramazan Çetiner’in şiirleri ayrıca çeşitli ortak eserlerde de yer almıştır. Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun adlı kitapta eğitim ve edebiyat ekseninde kaleme aldığı şiirleriyle okuyucu karşısına çıkmış; 100 Yazar 100 Eser adlı çalışmada ise farklı kalemlerle birlikte edebi birikimini paylaşmıştır. Bu eserler, onun yalnızca bireysel bir şair değil; aynı zamanda kültürel ve edebi üretime katkı sunan bir isim olduğunu göstermektedir. Şairin şiirlerinde sıkça rastlanan imgeler arasında gül, diken, sessizlik, yol ve gece yer alır. “Kuru, dikenli bir dal mıdır gördüğüm; / Yoksa vaktine hasret bir gonca gül mü?” dizelerinde olduğu gibi, umut ile kırgınlık arasındaki ince çizgiyi etkileyici bir anlatımla işler. Onun şiirlerinde melankoli yalnızca bir hüzün değil; aynı zamanda insanın kendini tanıma yolculuğudur. Modern şiirin serbest yapısını benimseyen Ramazan Çetiner, kısa ama yoğun anlam taşıyan dizeleriyle okuyucuda derin bir iz bırakmayı amaçlar. Şiirlerinde
FerzeRamazan Çetiner · Kuytu Yayınları · 202012 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·64 syf.··
2026 332. kitabı
Yazardan okuduğum 6. kitap oldu #k:532348. Yazarın dili, betimleme gücü çok iyi ve olaylar arasındaki bağ da kuvvetli. Ve bu yazdığı seriden bir eser. Kısa, net ve anlaşılır bir kitap ama önceki okuduğum eserlerine nazaran daha sığ kaldı. Önceki eserleri yine kısaydı ama çok çarpıcıydı mesela Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu ve Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri İkisi de çok iyi kitaplar ama bu eserinde bunu hissedemedim maalesef. Okunur mu, elbette. Bir kahve ile bir solukta bitecek bir kitap ve tatlı. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Şişmanlayamayan SumocuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20261,111 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 258. kitabı
Albert Camus, edebiyat tarihinin ve varoluşçu felsefenin en sarsıcı başyapıtlarından biri olan bu eserinde; insanlığın çaresizlik, ölüm ve anlamsızlık karşısındaki o muazzam direnişini epik bir dille ölümsüzleştiriyor. Roman, Cezayir’in Oran kentinde aniden ortaya çıkan ve tüm şehri dış dünyaya kapatan korkunç bir veba salgınını ve bu salgının ortasında kalan insanların psikolojik, ahlaki ve varoluşsal dönüşümlerini konu alıyor. Camus, o alametifarikası olan sade ama hipnotize edici üslubuyla, şehri pençesine alan vebayı sadece biyolojik bir hastalık olarak değil; insanlığın kaçamayacağı o kaçınılmaz "saçma"yı (*absürd*), kötülüğü ve her an kapımızı çalabilecek olan felaketleri simgeleyen devasa bir alegori olarak kurguluyor. Salgının ilk günlerindeki inkar ve bencillik, yerini yavaş yavaş toplumsal bir dayanışmaya bırakırken; Dr. Rieux, Tarrou, gazeteci Rambert ve oda kâtibi Grand gibi karakterler üzerinden yazar, kötülüğe karşı boyun eğmeyen insani erdemi masaya yatırıyor. Karakterler, dünyanın anlamsızlığına ve ölümün acımasizlığına rağmen, sırf "insan olmanın gereği" olarak görevlerini yapmaya ve vebaya karşı savaşmaya devam ediyorlar. Kitap, ikinci Dünya Savaşı’nın ve Nazi işgalinin yarattığı o boğucu karanlığın da edebi bir yansıması olarak kabul edilir. Camus, dinin salgını bir ceza olarak gören dogmatik bakış açısıyla, bilimin ve insan sevgisinin pratik ahlakını karşı karşıya getirerek okuru derin bir vicdani sorgulamaya iter. *Veba*; felaketler karşısında umutsuzluğa kapılmak yerine, yaşama anlam katmanın yegane yolunun direniş, dürüstlük ve dayanışma olduğunu haykıran; her çağda ve her kriz anında insanlığın yüzleşmek zorunda kaldığı o karanlığı ve aydınlığı fısıldayan evrensel ve zamansız bir başucu klasiğidir.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Puan vermedi·157 syf.·
2026 27. kitabı
Bir yazarın ilk eseri çoğu zaman ya çıraklığının itirafı ya da olacaklarının habercisidir. İnsancıklar her ikisidir. Dostoyevski bu romanı 1846'da, yirmi dört yaşında yazdı. Belinski onu "yeni bir Gogol" diye ilan etti, Petersburg salonları genç adamı omuzlarına aldı, sonra bir yıl içinde yere bıraktı. Yirmi yıl boyunca Dostoyevski o ilk anın gölgesinde yaşadı; Suç ve Ceza gelene kadar adı bu kitapla birlikte anıldı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, gençliğin coşkusu sönmüş, gerçek görünür: *İnsancıklar* iyi bir roman değildir; ama büyük bir romandır. İkisi aynı şey değildir. Hikâye basit: orta yaşlı, yoksul, alkol problemi olan bir devlet katibi Makar Devuşkin ile uzak akrabası olduğu öksüz genç kadın Varvara Dobroselova mektuplaşır. Aynı sokakta, karşı pencerelerden birbirlerini görebilecek mesafede yaşarlar. Makar maaşının önemli bir kısmını gizlice Varvara'ya gönderir; bunun karşılığında bir teşekkür, bir mendil, bir kitap, bir umut alır. Roman bu mektupların birikiminden ibarettir. Sonunda Bikov adlı zengin bir adam çıkagelir, Varvara'yı eski bir hesabı kapatmak için satın alır, taşradaki çiftliğine götürür. Makar yapayalnız kalır. Hikâye burada biter; ama hikâyenin yıkıcılığı tam burada başlar. Dostoyevski'nin bu kitapta yaptığı şey Rus edebiyatına bir arketip kazandırmaktı: "küçük adam." Devlet katibinin paltosunu Gogol önce kendisi giydirmişti, ama o paltonun içine bir ruh yerleştiren Dostoyevski oldu. Gogol'ün Akaki Akakiyeviç'i acınası bir karikatürdü; Dostoyevski'nin Makar'ı acınası bir insandır. Aradaki fark devasadır. Çünkü Makar yoksuldur, ama gururludur. Yoksulluğunun farkındadır, üstelik gizlemeye çalışacak kadar gururludur, daha da kötüsü, bu çabasının boşunalığını bildiği için iki kat acı çeker. Romandaki en derin satırlar bu utancın etrafında
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 200776,9bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 231. kitabı
William Shakespeare, insan ruhunun en ilkel, en yakıcı ve en tehlikeli duygularından biri olan "kıskançlığı" dünya edebiyat sahnesine bir daha asla silinmeyecek bir güçle kazıyor. Venedik Cumhuriyeti'nin hizmetindeki cesur ve asil Mağribi komutan Othello ile onun saflığın ve sadakatin simgesi olan eşi Desdemona’nın trajik aşkını merkezine alıyor. Ancak bu hikayeyi ölümsüz kılan asıl figür; edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en manipülatif, en kusursuz ve en saf kötü karakteri olan Iago’dur. Iago, hırsları ve intikam arzusu yüzünden, kelimeleri ve şüpheyi usta bir zehir gibi Othello’nun zihnine akıtır. Güvenin nasıl adım adım bir sanrıya dönüştüğünü, ırkçılığın ve manipülasyonun en güçlü insanları bile nasıl birer canavara dönüştürebileceğini sarsıcı bir dille işler. "Yeşil gözlü canavar" kıskançlığın, insanın elindeki her şeyi —aşkı, onuru, sadakati ve nihayetinde hayatı— nasıl vahşice yutup yok edebileceğini gösteren, insan doğasının o en karanlık dehlizlerine tutulmuş en büyük tiyatro başyapıtlarından biridir.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma