"Hayvanlarla aramızdaki temel fark bizim psişemizin gelişkin olmasıdır. Düşüncelerimiz, duygularımız, sezgilerimiz, egomuz, yani bilinciyle, bilinç dışıyla bütün benliğimiz. Öteki canlıların hiçbirinde ruh dünyası böylesi bir aşamaya ulaşamamıştır ama yine de insan sıklıkla hayvanlarınkine benzer tepkiler gösterebilir."
İşte bu ademoğludur ki, tahtımızın önüne gelince, bizi görünce bir meczup gibi titreyip kendi etrafinda usulca dönerek, ahenk içinde o mübarek hadisi okumaya başladı: Kostantiniyye elbet fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker, ne güzel askerdir.'
"Sonra olduğu yerde zınk diye durup şöyle dedi: 'Şükürler olsun ki, sen bildirilensin, hamd olsun ki sen o söylenensin. Sen yedincisin... Osman'ın soyundan gelen yedinci hükümdar... Yedi tepeli şehri ancak yedinci padişah fethedebilir. Çünkü yedi, ol diyenin sırrıdır. Çünkü yedi, tekamülün şifresidir. Çünkü yedi, gelenin işaretidir. Hiç şüphe yok ki sen gelensin. Yüce peygamberimizin müjdelediği o kahraman sensin... Fethin mübarek olsun ey padişah.'