Hayat bizi bir yerden diğerine taşıyor ve kaderlerimiz de bizimle birlikte bir çevreden diğerine geçiyor. Biz, yolumuz üzerinde duran zorluktan gayri bir şey görmüyor, bizi korkutan sesten başka bir ses duymuyoruz.
Bu halk sadece diğer halkların bir benzeridir. İnsanlar aynı hamurdandır ve birbirlerinden sadece görünüş bakımından ayrılırlar. Dış görünüşe ise itibar edilmez.
Ve ben dünyayı Allah'ı bulmak için de terk etmedim. Çünkü onu babamın evinde ve başka her yerde bulmaktaydım. Ben insanları ahlâkım ahlâklarına uymadığı için, düşlerim düşleriyle örtüşmediği için terk ettim. Ben insanları terk ettim; çünkü kendimi sola dönen dolapların arasında sağa dönen bir dolap olarak bulmuştum. Şehri terk ettim çünkü onu kökleri yerin derinliklerinde kötülükler, suçlar; meyveleriyse kederler, zorluklar ve kaygılar olan yaşlı, fasit, güçlü ve iri bir ağaç olarak buldum.