Yapmamız gereken tek şey, bakış açımızı biraz değiştirmek, o kadar. İşe, günlük hayatımızı daha farklı gözlerle değerlendirmeklebaşlayabiliriz, mesela. Çözüm; her şeyden önce, çevremizdeki her şeyle ne şekilde bağlantılı olduğumuzu anlamamız ve istediğimiz şeyleri hayatımıza çekebilmek için rezonans alanımızı nasıl değiştirebileceğimizi kavramamızda gizlidir. Kendimizi dünyadan kopuk olarak düşüneceğimize; kendimizi onun bir parçası olarak gördüğümüz anda, tüm istek ve arzularımıza kavuşma yolunda ilk önemli adımı attık demektir. Şu andan itibaren olumsuz düşüncelere dalmayacağız. Zira artık bu düşüncelerin de başka şeylerle
iletişime geçen bir rezonans alanı oluşturduğunu ve hayatımıza istemediğimiz bir yön verdiğini biliyoruz. Çevremizle ne şekilde iletişimde olduğumuzu anladığımız anda evrendeki en büyük gücün kapıları bize açılır.
Kuantum fiziği, kuantum dalgası denilen şeyin, örneğin düşünce ve inançlarımızın, sadece fiziksel olarak yayılmakla kalmayıp zaman içine de
yayıldığını bulmuştur. Yani inançlarımız sadece yer değil, zaman da değiştiriyorlar (zaman dalgaları).
Demek ki "normal kuantum dalgası" diye adlandırdığımız, geçmişten geleceğe giden kuantum dalgaları var.
Bunun dışında, bir de "birleşik karmaşık
dalgalar" olarak adlandırdığımız gelecekten
geçmişe yayılan dalgalar vardır! Hayret verici
değil mi? Ama gerçek. Geleceğe yayılan dalgalar "teklif dalgası", geçmişe geri dönen dalgalar ise "eko dalgası" olarak adlandırılır.
Eğer bu iki dalga karşılaşırsa, yani gelecekten gelen bir eko dalgası, bizim yolladığımız bir teklif dalgasına rastlarsa, bu durumda dalgalar birbirlerini modüle ederler ve ikisinin ortak ürünü olarak ortaya
"olay ihtimali"dediğimiz şey çıkar.
Kuantum fiziğine göre, "Bir olayın
gerçekleşmesi ihtimali, geçmişten
gelen bir teklif dalgası ile gelecekten
gelen uygun bir eko dalgasının buluşması sonucu ortaya çıkar."