Özgürlüğü hep insanın canının istediğini yapması zannediyoruz, oysa özgürlük her şeyden evvel bir histir. Eylemden önce o his gelir. İnsana bir șey yaptıran
yahut yaptırmayan şey o histir.
"Sen bu ilaçları beni tanımamak için mi içiyorsun?" diye sordum. "Ha! Beni tanımamak için mi? İyi, güzel! Ben de içmek istiyorum o zaman bu ilaçlardan.'"
İlaç kutusunu açarken kız kardeşim koluma yapıştı, "Çağlar lütfen lütfen lütfen,' dedi. "O ilaclardan içme!" İlaç kutusu elimden düştü, içindeki mavi haplar yerlere saçıldı.
Kız kardeşim yerdeki hapları toplayıp ceplerine tıkıştırmaya başladı.
Hala özlüyorum
dedemi, yağmurlara bakıp özlůyorum. Kimsenin kullanmadığı telefon kulübelerine unutulmuş yan yollara, kurmalı kol saatlerine, tüplü televizyonlara, dandik antenlere, O antenlerin yükselticilerine, VHS kasetlere, işporta gözlüklere,
ilk cep telefonlarına geçmişten kalan ne varsa, en saçma sapan şeyler bile olsa onlara bakıp özluyorum dedemi. Dedemi özlediğimde de sadece onu değil, hatta ondan da çok o
andaki ruh halimi özlüyorum. Dedemle birlikteykenki kendimi özlüyorum.