Sude

Sude
@Solivaganotes
ne bilsin, olağanüstü hallerin ta kendisiyim. dokuz canlı bir kediyim, sekizini yitirdim, ne bilsin.
Bu neşeli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar. Bakışı içe dönük, balıkgözlü, kimsenin kendisiyle uyuşamadığı adamlardan biri aralarına karışmayagörsün, suratları hemen değişir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Ne kadar ilginçtir ki, bazı anılar insanı nere de olursa olsun, alır götürür her şeyin başladığı yere. Eve! Herkesin bir şekilde bir evi olmuştur. Ve her şey orada başlar. Kapılarının kilitlenmesinin hoş görülmediği o evlerde. Samimiyetin bozdurulup harcanabileceği o evlerde. Herkesin, birbirini dinlediği ama duymadığı bir evi olmuştur elbet!
Tamamen anormal düşünceler içinde olduğumu fark etmek canımı yakıyordu.... Sonra birden, uzun zamandır okula gitmediğimi düşündüm. Ailemin benden tek beklentisini gerçekleştirmiyor ve yalan söylüyordum. Daha da kötü hissettim. Birkaç kez bağırdım yüksek sesle. Kısa süren "A" harfleriydi bunlar. Acıdan mı yoksa başka bir nedenden mi, bilmiyorum. Başım ağrımaya başlamıştı. Gözpınarlarımda yaşların biriktiğini hissediyordum. Dakika dakika delirdiğime tanık oluyordum. Her saniye beynimin kapıları açılıp hızla kapanıyor, hücrelerine birbirleriyle ilgisiz yüzler, olaylar, isimler giriyordu. Ayakta zor durabiliyordum. Belki titremeye bile başlamıştım. Kendi kendime, organik nedenleri olması gereken hastalık belirtilerini nasıl yaşatabildiğime şaşırıyordum. İnsan kendi başını isteyerek ağrıtabilir mi? Midesini bulandırabilir mi? İsteyerek ölebilir mi? Sadece düşünerek hepsi yapılabilir mi?..
Estetik ameliyat! Belki kandırırsın yukarıdakini, cennetin kapısını bekleyenleri. Ama unutma ki, oralarda ben de olacağım; planını bozmak için yüksek sesle, 'Kinyas, ateşin var mı?' diye bağırmak için meleklerin ortasında. Unutma ki biz asla cennete giremeyiz. Kafanı bedeninden ayırıp ayrı ayrı sokmaya çalışsan da kendini, almazlar seni içeri. Sen, Baudelaire'in bahsettiği kötü tohumsun. Sen, cehennemin üzerine kurulduğu arsanın hissedarı olacak kadar kötüsün. Şeytan bu yüzden göz yumuyor yaptıklarına ve seni hayatta tutmaya çalışıyor, bütün oynadığın ölüm oyunlarına rağmen. Ölüp de onun yerine göz koymaman için!
"Ona âşık değilim. Hediye ettiği ölüme âşığım..."