Bahar

“Bir süre hatırlamak, konuşmak istemiyorum. Sadece unutmak ve iyileşmek istiyorum.” dedim sıkıntıyla. “Unutmak iyileştirir mi?” diye sordu, bir anda. Sözlerimde takılı kalmıştı. “Yaşatmak acıtmaz mı?” Kaşlarım havalandı. “Acı hatırlar, unutulmaya mahkumdur. Hayatımızın bir parçası olan sevdiklerimiz unutulmaya mahkum değildir.” dedi net bir sesle. “Unutmak iyileştirir.” dedim ona aksine. “Yeni bir sayfa açarsın kendine bir kere. Yeni bir ben yaratırsın kendine.” “Ama asla eskisi gibi olamazsın.” dedi yutkunarak. “İnsanı kendisi gibi yapan yaşanmışlıklarıdır. İyisiyle de kötüsüyle de olsa yaşadıklarıdır. Acı değiştirir. Ama unuttuğun birinin kendisini sana hatırlatmaya çalışması daha acı vericidir.” Kara gözleri yeşillerime mühürlendi. “O yüzden sanırım her ne yaşamış olursam olayım unutmak istemezdim.”
Reklam
Hayat, yüzünde açan bir tebessümü soldurmak için an kollardı. Bir gülüş bin felakete sebep olurdu. Azıcık bir mutluluğu çok görürdü bize. Elinde paslı bir bıçakla sabırla bekler dururdu seni vurmak için. Kendini en özgür, mutlu ve işte şimdi her şey yolunda dediğin o anda o bıçağın acısını sırtında hissederdin ama delip geçtiği yer kalbin olurdu. Başta zor gelir. Alışamazsın, bu acıya. “Neden?” diye sorar durursun kendine. Neden şimdi? Neden bugün? Bir sürü sayabileceğim nice soru daha beraberinde gelirdi acıyla birlikte. Geriye kalansa, yıkık dökük sadece enkazdan ibaret olan bir yaralı kadın kalırdı. Sabırla beklerdi o kadın. Birisi düştüğüm yerden tutup kaldırsın beni diye. Bu sefer yanlış olmadığımı ve hayat her hançerini kalbime sapladığında o yarayı saran birisi olsun isterdi yanında. Yarası yarasına denk olmasa bile şefkati, merhameti isterdi. Ne o yarayı saran ne de düştüğü yerden kalkmasına yardımcı olabilecek bir el uzanırdı. Tek başına o enkazdan çıkmak zorunda kalırdın. Her şeye rağmen gülümsemeye, acıyla bağışıklık kurmaya ve alışmaya çalışırdın. Zamanla öyle bir hal alırdı ki bu, mutlu olmaya, gülümsemeye korkak, çekinir hale gelirdin. “Acaba” derdin içten içe. Acaba bu sefer bir gülüşe, mutluluğa kaç ömür öğüteceğim? Daha kaç acıyı bir gülüşe sığdıracağım ve daha kaç mutluluk için, gelip geçici anlar için gülümsemeye korka hale geleceğim?
1000Kitap
Sevgi,insanın en savunmasız haline sahip çıkabilmektir.
Sadakat her zamn bağırmaz. Bazen,kalmak hayatına mal olsa bile,sessiz kalır. Çünkü gerçek aşk bir duygu değildir. Bir karardır.🥀
1000Kitap
“Herkesin yolu farklıdır,zamanı da öyle.”
1000Kitap