Bir zamanlar yaşlı bir kaplumbağanın sırtında olduğu düşünülen bu
dünyada ufacık bir kum tanesi kadarız. Dertlerimiz olduğu kadar sevinçlerimiz,ağladığımız kadar güldüğümüz, dibe girdiğimiz kadar çıktığımız oldu. Şu anki derdimizi yıllar sonra hatırlamayacağız bile ama oturup uzun uzun üzerinde düşünüyoruz ve bunun bilincinde olmak da hiçbir şeyi değiştirmiyor. Dünyanın kanunu bu, bizden önce de bu böyleydi,bizimle de böyle devam ediyor, bizden sonra da böyle devam edecek.
“Bir kere aşka düşünce aşkın varlığına
küfredersin, sonra gidip önünde diz çökersin. Aşka inanmamayı seçseydim yaşamak daha kolay olurdu ama ben şu anki ben olmazdım.”
Sayfa 112 - Melih’in ağzından ve bence çok doğru konuşmuş..
"Kendimi parçalarım ama onun kalbini kırmam."
"Zaten isteyerek kırmaz kimse kimsenin kalbini."
"Öyleyse hata yapmak âşığa caiz değil mi?"
"Üflesen geçer mi oğlum, kalbin acısı?"
"Geçmez ama kalbin mayasında var kırılmak. Zaten insan sevdiğine kırılır."
"Kırıla kırıla, ne olacak oğlum hâlimiz?"
Aşk olacak..