“Her insanın bir eşiği vardı, damla damla biriken acının sonunda bardağı değil, tüm bedeni taşırdığı o an. İçinden gözyaşları değil yalnızca, acı ve çürük irin gibi sızardı, gözlerinin beyazına kadar hissettiklerinin karanlığı çökerdi. Bazen acı öyle büyük olurdu ki insanın eline geçen her şey bir silaha dönüşürdü; bakışı bile kurşun, nefesi bile bıçak olurdu.”