Yazılan her hikâye, kendi içinde bambaşka bir derinlik taşıyordu; her biri ayrı bir kapı aralıyor, okuru farklı duyguların eşiğine bırakıyordu. Ancak Yusuf Faik’in yer aldığı hikâye, tüm bu anlatıların arasında apayrı bir yerde duruyordu. Onun hikâyesi, yalnızca bir olay örgüsü değil; insanın içine işleyen, uzun süre etkisini kaybetmeyen bir his gibiydi. Bu yönüyle, şimdiye kadar okuduğum en iyi hikâye kitapları arasında kendine sağlam bir yer edindi. Anlatımın sadeliğiyle kurduğu derinlik, kitabı sadece “iyi” olmaktan çıkarıp, unutulmaz kılan asıl unsurdu.