"... o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçe bildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini anlamayacaksın. Hayır, o fırtına gerçekten bitti mi bunun bile farkına varamayacaksın. Yalnız, tek şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık, aynı kişi olmayacaksın. Evet, işte kum fırtınasının anlamı bu."
-Haruki Murakami, Sahilde Kafka
... Depresyon siz değil, yalnızca başınıza gelen bir şey. Üstelik genellikle konuşarak hafifleyen bir şey. Kelimeler. Rahatlatma. Destek. Yaşadıklarımı açıkça ve doğru dürüst konuşmam on yıldan fazla zamanımı aldı. Konuşma eyleminin başlı başına bir terapi olduğunu fark ettim. Konuşabildiğiniz zaman, umudunuz da vardır.
İNTİHAR, ABD VE İNGİLTERE DAHİL pek çok ülkede başlıca ölüm sebeplerinden biridir: Ölümlerin yüzde birinden fazlası intihar kaynaklıdır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre intihar ederek ölenlerin sayısı mide, kolon, meme kanseri, siroz ve Alzheimer'dan ölenlerden daha fazladır. İntihar edenlerin büyük çoğunluğunu depresyondakilerin oluşturduğu düşünülünce, bunun neden gezegenimizin en ölümcül hastalıklarından biri olduğu daha iyi anlaşılır. Depresyon; savaş, terör, cinayet, saldırı, istismar gibi diğer şiddet türlerinin toplamından daha fazla ölüme sebep olur.
Daha da çarpıcı nokta, başka hastalıklardan mustarip insanlara kıyasla çok daha yüksek oranda hastanın depresyon yüzünden kendini öldürüyor olmasıdır. Buna rağmen insanlar hâlâ depresyonun o kadar da tehlikeli bir şey olmadığını düşünüyorlar. Zaten durumu doğru anlayabilselerdi, depresyondaki insanlarla aynı şekilde konuşmaya devam etmezlerdi.