Bakışımızla, duyuşumuzla, koklayışımızla o yanlış, ilkel bilgi şimdi tamamlanır, düzelir. Çünkü hepimizin içimizde taşıdığı ve duygusal yargılardan uzak, kusursuz hakikat olan, hayatın hakikatini kendi bütünlüğü içerisinde tanıma fırsatı doğar. Bu hakikat nasıl sözlerle, kavramlarla ve yargılarla ifade edilemezse, duyular vasıtasıyla da kavranamaz. Gördüğüm, ama ölçmediğim bir küpün ağırlığını söylemeye hakkım yoktur. Bunun gibi, sadece gören, duyan, koklayan, tat alan ve dokunan bir insanın da yaşadığını söylemeye hakkı yoktur.
Haz, ana hatları ve anlamsızlıkları ortadan kaldırır. Bizleri mekanın boyunduruğundan çıkarır ve zamanın gürültülü tik taklarını durdurarak ılık dalgalar üzerinde, varoluşun doruklarına yükseltir.
"Afedersiniz saygıdeğer hanımefendi," dedim ve gülme isteği yeniden boğazımı gıdıklamaya başladı, çünkü küçük ve kalkık burnunu yüzünü ekşiterek oynatmıştı, "afedersiniz, ama bu sıkıcı bir eğlence olmalı!"
"Hiç denediniz mi?" diye sordu.
"Hayır."
"Yani, o zaman bir yargıda bulunmayın."