Dünyanın bir uçuruma gittiğini, hepimizi süpürecek yıldırımların yaklaştığını görüyor, milyonlarca kişinin çilesini içimde duyuyorum, gene de gözlerimi göğe kaldırdığım zaman her şeyin bir gün düzeleceğine, bütün bu hunharlıkların sona ereceğine, barışın üstün geleceğine inanmaktan kendimi alamıyorum.
"İşin derinine gidilirse gençler yaşlılardan çok daha yalnızdır." … Onların her şey üstünde kesinleşmiş düşünceleri var, kararsız değiller. Biz gençler için ülkülerin sarsıldığı, yerle bir edildiği, insanların en kötü yanlarını ortaya vurduğu, doğru yol dan ayrıldıkları, Tanrı inancının zedelendiği böyle bir çağda ayakta durabilmek, kendine çizdiği yola bağlı kalmak çok daha güç.
Büyüklerin bu ara daha büyük güçlük çektiğini ileri sürenler bizim karşılaştığımiz meselelerin ne kadar ezici olduğunu, yaşımıza göre ağır, çapraşık dilerole karşılaştığımızı, tam kendimize göre bir çare bulduğumuzu sandığımız sıra, olayların karşısında bunların tuz buz oluverdiğini akıllarına bile getirmiyorlar. Çağımızın güçlüğü bu: Ülküler, düşler, umutlar tomurcuklanıyor içimizde ama korkunç gerçeğin yumruğunu yiyip dağıtmak üzere...