Zamanla şunu öğrendim; bence aklın yolu kulaklardır, ağız değil. Kulaklardan beyne çok şey gider ağızdan ise gitmez, ağzınız bir karış açık dolaşıyorsanız bir şey öğrenemiyorsunuz demektir.Bizde bir deyim vardır: "Açtım ağzımı yumdum gözümü."Ben bundan yıllar önce kendime özgü bir deyim buldum, bana çok şey öğretti: Yumdum ağzımı, açtım gözümü! Dinlemek zeka belirtisidir, konuşmak değil. İnsanlar ağızlarıyla söylediklerini kulaklarıyla duysalardı çok daha az konuşurlardı. Konuşmak kızgın patates gibidir; kimin elindeyse onun elini yakar. Atın karşıya, sizin elinizi yakmasın. Ne kadar çok konuşuyorsanız o kadar az dinlersiniz.
Kelimeleri seçerken bile olumluyu seçme şansımız var. Ne kadar az "ama", "fakat" kullanırsanız o kadar iyi. Fark ettiğim ilginç bir şey var. Biz şehitlerimizin arkasından ne deriz? Veya şehitliklere ne yazarız? "Sizi Asla Unutmayacağız!" Batı'da "Sizi Daima Hatırlayacağız!" diyorlar. "Daima hatırlamak", "Asla unutmamak"tan daha iyi değil mi?
1956'da yaşanan Süveyş Krizi'ni isabetli bir şekilde koloni döneminin sonu ve bölgede Soğuk Savaş'ın başlangıcı olarak yorumlayan Lübnan asıllı İngiliz tarihçi Albert Hourani, "Orta Doğu'yu kim yönetiyorsa dünyayı da o yönetir ve dünyaya karşı kimin ilgisi varsa Yakın Doğu'ya bir ilgisi olmaya mecburdur." diyordu.