Dreyfus davasında muhabir olarak görev alan Theodor Herzl, bu olaydan sonra Yahudi Meselesinin ancak kendi anavatanında kurulacak bir Yahudi Devleti ile çözüme kavuşacağını savunur.
Herzl, bu meseleyi altmış sayfalık bir makaleye döker. Ki zaten bu makale; elimizdeki kitabın ilk taslağını oluşturur, aynı zamanda siyonizm davasını da güçlendiren bir niteliktedir.
Herzl'in gayesi bu makale aracılığıyla Yahudi Meselesini siyasi ve diplomatik arenalara taşımaktır.
Eser boyunca Herzl; bulundukları ülkelerde ikinci sınıf insan muamelesi gören, sosyal baskıya ve zulme uğrayan, çoğu zaman asimile edilmeye çalışılan diaspora Yahudilerinin bu sorunlarının asla bitmeyeceğine vurgu yapar. Ve hiçbir zaman diğer milletler tarafından kabul görülmeyeceklerine değinir.
Bu sebeple Herzl, tüm Yahudileri tek ulus şuuru ile hareket edip kendi devletlerini kurmaya davet eder.
Bu devletin kuruluş şemasını en ince teferruattı ile bu eserde sunar Herzl.
Ve ölümünden 50 yıl sonra kurulacak olan siyonist devlete rehberlik eden bir eser bırakır geriye.
Eserde bir devletin kuruşundan ilerlemesine, sosyal yapısından siyasi yapısına, hukuk alanından ekonomisine, askeri yapısından eğitim alanına ve her bir ferdin münferit gelişimine, yaşamına kadar her nokta ince ince işlenmiştir.
Gelebilecek eleştirilere ve itirazlara yanıtlar en önden verilmiş.
Tek ulus bilinci ile hareket etme defaatle belirtilmiş.
Bu eser sayesinde her taşın altından çıkan özelde Herzl'in genelde tüm siyonistlerin düşünce yapılarını bir kez daha anlama şansım oldu.
Özellikle, - devlet demeye dilimin varmadığı- zalimler güruhu siyonistlerin neden Filistin'i seçtiklerini bir kez daha hakkı ile anlayabildim.
Geçmişte yaşadıklarının onları nasıl çalışmaya ve üretmeye teşvik ettiğini dahası dünya ekonomisinde söz sahibi