“Özel ve genel bütün vazifeleri adalet, maharet ve yüksek bir ahlâk ile yerine getirme gücünü veren eğitime tam ve asil bir eğitim diyebilirim.”
Milton
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer öğrencinin açıklamalarına ne kadar çok müdahale ederse gençleri o hocaya teslim etmeyi o kadar az uygun görürüm. Montaigne'in dediği gibi hoca öğrencisini "önünde koşturmalıdır."
Hele bugünkü şartlarda imtihanlar son derece kolaydır, öğrenci ustaca bir “tıkıştırma” ile kendini aldatmaya muvaffak olur, hoca için de öğrencinin ruhunun, iç dünyasının kıymeti hakkında adaletli bir hüküm vermeye çalışmaktansa bildiklerini birer birer saydırmak daha kolay gelir. Böylece imtihanın piyangodan bir farkı kalmaz. Üniversitelerin birer ucubeye benzeyen programları incelenerek işaret ettiklerimize bakılsın, açıkça görülecektir ki yüksek öğrenim, bir alınyazısı gibi sadece hafızayı beslemeye hizmet etme eğilimini göstermektedir. Her hâlükârda hocalar bilmelidir ki öğrencilerin okul hayatında elde edecekleri faydalar yalnızca verdikleri derslerle sınırlı değildir. Bu dersler, ister istemez kısım kısım bölündüğü ve diğer hocaların dersleriyle hiçbir bağ kurmadığı gibi öğrencinin okulu bitirdikten sonra ve hatta bitirmeden önce bile birkaç saatlik şahsi çabasına denk gelmez.
Her kitap yazan bilmelidir ki okurlarının fikirlerinde meydana getireceği arzulardan mânen kendisi mesûldür. Bu mesûliyeti idrak etmeyen, ismini vitrinlere yazdırmak gibi bir bencillik hevesini değil, sessizce nefsini ve fikrini terbiyeye çalışmayı toplumsal bir görev bilmelidir.