M. İlhan

10/10
·680 syf.··
2018 14. kitabı
·
77 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2018 00:00
"Ve bu koca kitap, upuzun bir şikâyettir. Yazılıp bittikten sonra, Só şiirleri Portekiz’in en hüzünlü kitabı olmaktan çıkacak." (s. 489) Pessoa ile tanışmam, bundan üç yıl kadar önce fakültede herhangi bir dersin ortasındayken bir arkadaşımın çantasından çıkarıp masasının üzerine koyduğu Huzursuzluğun Kitabı sayesinde olmuştu. Hem Fernando Pessoa ismi hem de Huzursuzluğun Kitabı gibi bir isim oldukça ilgimi çekmiş ve o gün kitaba dair ufak bir araştırma sonucunda mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunda karar kılmıştım. Arkadaşımla kitap üzerine bazen konuşur, henüz okumadığımız bir yazara ve kitabına övgüler yağdırırdık. Hakkında bildiklerimiz sadece; araştırarak öğrendiğimiz birkaç bilgi ve de onu okuyan ortak bir arkadaştan duyduğumuz yarım yamalak bazı fikirlerdi, ama yine de tuhaf bir şekilde Pessoa gönlümüze taht kurabilmiş, kendini oldukça sevdirebilmişti. Aradan zaman geçti, Huzursuzluğun Kitabı hep aklımın bir köşesinde durup, okunacağı zamanı bekledi, ta ki şimdiye dek... Fernando Pessoa, kendi düş dünyasında farklı karakterler yaratmış ve onların her birini bir kimlik, bir yaşam felsefesi, bir bakiş açısıyla donatmıştır. "Kendimde farklı kişilikler yarattım, yenilerini yaratmaya da aralıksız devam ediyorum. Her düşüm doğar doğmaz bir başkası olup canlanıyor, o başkası da benim yerime düş görmeye başlıyor." (s. 370) diyerek bu duruma işaret ediyor. Huzursuzluğun Kitabı da Albert Camus'un "Oldum olası içimde biri, tüm gücüyle, hiç kimse olmamaya çalışıyor.” sözündeki hiç kimse olmamaya çalışan Pesso'nın hayali karakterlerinden biri olan Bernardo Soares'in günlüğüdür. Yer yer kendisi ile karakterinin iç dünyalarının bir arada verildiği bir anlatıdır da denilebilir aynı zamanda. Olağanüstü bir duyarlılığa sahip, sezgileri son derece açık ve hassas olan
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
Reklam
10/10
·687 syf.··
2018 6. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2018 12:52
Egzistansiyalist Soren Kierkegaard'ın Varoluşun Üç Aşaması Kuramı Çerçevesinde Suç ve Ceza'nın Baş Kahramanı Rodion Romanoviç Raskolnikov Büyük yazarların, büyük eserlerinin başarıları asla tesadüf değildir. İnsan dehasının en büyük ve en etkileyici bu yapıtlarının her zaman bir felsefeye dayandıkları kuşku götürmez bir gerçektir. Eseri daha da büyük yapan, yazarın eserini dayandırdığı felseseyi, karakterler üzerinden ne kadar ustalıkla yansıtabildiğidir. Dostoyevski de bu konudaki kendi ustalığının zirvesini "Suç ve Ceza" adlı eserinde göstermiştir, kanıtlamıştır. Neden peki? Cevabı aramaya başlayalım. Soren Kierkegaard 1813-1855 yılları arasında yaşamış, varoluşçuluk felsefesinin kurucularından sayılan Danimarkalı bir düşünür. Soren'in varoluş ancak üç şekilde olabilir diyerek temellendirdigi bir kuramı var, bu kuramının aşamaları; Estetik aşama, etik aşama ve dini aşamadır. Ona göre birden bire, ani bir sıçramayla -bilhassa da hayatta kişinin karşısına çıkan çok önemli karar anlarında- bu aşamalardan birinden bir başkasına geçmenin mümkün olduğunu söyler. Aynı zamanda da insanların büyük bir çoğunluğunun bütün hayatlarını genellikle tek bir evrede (estetik) geçirdiklerini de belirtiyor. Şimdi bu evrelerin ne anlama geldiklerine ve Raskolnikov'un kitap boyunca hangi ruh hallerinin bu evrelerden hangilerine denk geldiğine geçebiliriz sanırım. Bunu yaparken, kitabı okuma sürecinde not aldığım alıntılardan da faydalanacağım. 1) Estetik Evre: Kuramın ilk aşaması olan bu evrede bulunan birey için her şey zevk ve eğlenceyle anlam kazanır. Zevk ve eğlence vermeyen her türlü şey sıkıcı ve anlamsızdır. Kişinin oturmuş bir benliği yoktur, günübirlik yaşar. Verdiği, vereceği kararlarında toplum çok baskındır, dış koşulların esiridir. Yazar bize bu durumu şöyle
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
Puan vermedi·174 syf.··
2018 4. kitabı
Bir yazarın en samimi kitabı, ilk kitabıdır; çünkü kaybedecek bir şeyi yoktur, derler. Nesrin de değerli dostum Abdulaziz Altekin'in 2013 yılında temelleri atılıp 2017 de basılan ilk eseridir. Rojhat ile Rojbin, Murat ile Nesrin adlı kişilerin aşkları üzerinden çeşitli konulara ve bazı toplumsal sorunlara ayna tutulmuştur eserde. Toplumun kadına bakış açısı, kız çocuklarının okutulması-okutulamaması, çürümüş bir eğitim sistemi, köy ile kent insanının karşılaştığı sorunlar... ve tüm bunlar karşısında insanların vicdanlarının yozlaşması, kişisel çıkarların ön plana alınması, toplumsal bazı moral değerlerinin ölmeye yüz tutması, bu sorunlardan bazılarıdır. Bundan dolayı kitap için, bir toplum panoramasıdır diyebiliriz. Yazarın dili son derece akıcı ve yalın; kurgu ise metinlerarası geçişlerin kullanıldığı, zamanda geri dönüşlerin olduğu ve bu yüzden de okurun dikkatini sürekli canlı tutabilen bir şekilde oluşturulmuş. Metinlerarası geçişler tek bir kitapta iki ayrı hikâye anlatılıyormuş hissi veriyor ama sonlara doğru bu metinler ortak bir noktada buluşunca olaylar daha açıklayıcı bir hal almaya başlıyor. Olay, durum ve karakter betimlemelerini oldukça başarılı buldum. İkinci baskısını yapan Nesrin üçüncü baskısıyla ve yazarın "Mühürlü Kalpler Tufanı" adlı ikinci eseri de yakın bir zamanda farklı bir yayınevi ile okuyucunun karşısına çıkacak. Başarılarından dolayı değerli dostum Abdulaziz Altekin'i tebrik eder, nice güzel başarı kapılarının ona sonuna kadar açılmasını gönülden diliyorum.
NesrinAbdulaziz Altekin · Billur yayınları · 201725 okunma
8/10
·200 syf.··
2017 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2017 02:38
Yaşar Kemal hakkında belki de başka hiçbir yerde öğrenemeyeceğimiz bilgiler barındıran, Alain Bosquet'in son derece cesur ve yaratıcı sorularına üstadın verdiği cevaplardan oluşan akıcı ve doyurucu bir kitap. Kitap boyunca kendinizi sıcak, samimi bir sohbetin içinde buluyorsunuz. Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal'in ağzından dinlemek, onun sizi alıp size Anadolu'yu gezdirmesi, çocukluğundan başlayıp, kendisini etkileyen türlü hatıralarını sizinle paylaşması, yüreğinin ve zihninin en ücra köşelerini size açması, size kendisini yeniden tanıtması oldukça keyifli ve verimli bir deneyimdi. Ayrıca yaşadığı zorlukları, kitaplarını yazma sürecinde gördüğü baskıları, yazmak istediklerini, yazamadıklarını, bazı eserlerinin özeleştirisini, Türk ve dünya edebiyatına bakışını samimi bir şekilde aktarıyor. Yazarları kendi ağızlarından dinlemek şüphesiz onları daha doğru ve iyi anlamak adına bir ayrıcalıktır. Böyle bir kitabın var olması beni mutlu etti. Onun hayatına bu kadar yakından tanıklık ederek okuduğum bazı kısımlar o kadar hoşuma gitti ki, tekrar tekrar okumaktan kendimi alamadım. Yaşar Kemal'i daha iyi tanımak ve anlamak için mutlaka okunması gereken bu kaynak kitabı herkese tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...
Yaşar Kemal Kendini AnlatıyorYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 2004883 okunma
9/10
·72 syf.··
2017 38. kitabı
Söz konusu böyle büyük eserler olduğunda bunların yorumlanması da çok çeşitli olabilmektedir. Herkes kendinden bir şey bulabiliyor ve yorumlayabiliyor. Okuduğum yorumlarda ana düşünceler hep; üsttekilerin alttakilere zulmü, sıradan insanların çektiği sıkıntılar, bürokrasinin işleyişindeki aksaklıklar ve benzerleri oldu. Şüphesiz kitabı okuyan-okuyacak herkes bu düşünceler etrafında birleşebilecektir. -İçerik hakkında bilgi içerir- Öykünün konusuna değinmek gerekirse, sıradan bir memur olan Akakiy Akakiyeviç evrak kopyalama işini son derece severek, büyük zevk alarak yapıyor, bu işten de ne zengin olabilecek kadar çok ne de açlıktan ölebilecek kadar az bir maaş kazanıyor. Kıt kanaat geçinen böyle bir insanın hayatında beklenmedik bir anda büyük ve zorunlu bir harcama yapılması gerektiğinde düzeninin hatta psikolojisinin ne kadar değişebileceğini bir düşünün. Memurumuzun eskiyen, neredeyse parçalanacak kadar kumaşı incelmiş paltosunun da artık yenisiyle değişmesi gereken zaman gelip çatmıştır ve yeni bir palto alabilecek kadar parası da yoktur. Çok sade olan hayatını daha da sadeleştirmeye, bu ugurda türlü fedakarlıklar yaparak gerekli olan bu parayı toplamaya başlar. Artık bütün yaşam amacı yeni bir palto alabilmek olur neredeyse. Çok büyük fedakarlıklar göstererek satın aldığı bu paltosu, bir gece evine dönerken karşısına çıkan haydutlar tarafından zorla ve darp edilerek elinden alınır. Bu olayın şokuyla sudan çıkmış balığa dönen Akakiy Akakiyeviç soluğu polis merkezinde alır, derdini anlatır ama polis memuru baştan savma cevaplarla onu gönderir. Polis yoluyla paltosuna kavusamayacağını anlayan kahramanımız "önemli kişi"ye yönlendirilir iş arkadaşlarları tarafından. Yine çeşitli uğraşlar verip son bir umutla "önemli kişi" ile buluşacağı yere gelmiş ve
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma
Reklam