Teşebbüs, gayret ve tedbire ne gerek var, mademki “Akacak kan damarda durmaz?” Yorulmayın, koşmayın, çalışmayın, âtıl ve miskin kalın; çünkü “Hırslı olan mahrum olur.”; çünkü “Az tamah çok ziyan getirir”; çünkü “Akıl çalışmakla olmaz, Allah vergisidir.”
Daha bunlar gibi yalnız boş, yalnız anlamsız, yalnız bâtıl olmakla kalmayan nice atasözleri vardır ki terakki ve tekâmülümüze engel olacak en zararlı şeyler konumuna geçmiştir. İrademizi terbiye ederken muhitimizden aldığımız zararlı telkinlerden kurtulmak için bütün bu atasözü safsatalarını yıkıp ezmek, temellerindeki bâtıl tavrı idrakimizin hikmetlerine ve nuruna arzederek atalarımızın nasılsa ağzından çıkan birkaç cümleyi bir hareket ve ahlâk kanunu olarak kabul etmekten katiyen kaçınmak lazımdır.
Tüm bilimlerin kesinliği ve hakikati, gerçek Tanrı'nın yegâne bilgisine bağlıdır. Onu bilmeden evvel, başka hiçbir şeyi layıkıyla bilmemiz mümkün değildir.
Tanrı, bana daha keskin bir zekâ yahut ondan aldığım ışıktan daha kuvvetli bir doğa ışığı bahşetmediği için sızlanacak değilim zira sonsuz sayıda şeyi anlayamamak, idrakin faniliğinden ve fani yaratılmış idrakin doğasından kaynaklanır. Ancak Tanrı'nın bana vermediği başka mükemmellikleri, haksız bir şekilde benden aldığını zannedecek kadar asılsız hislere kapılmaktan uzakta, hiçbir zorunluluğu bulunmasa da içimde oldukça az miktardaki mükemmellikleri bana bahşettiğinden ona minnet duymak için her türlü sebebim var.