Hava, içindeki kırgınlığı biliyor gibi ağlıyordu. Sanki onun dökemediği göz yaşlarını, gök yüzü teker teker döküyor gibiydi.
Artık öyle bir raddeye gelmişti ki mutlu bile gözükemiyordu. İçinde ne varsa onu ortaya çıkarıyordu. Aynı beyaz bir bulutun kararması gibi karanlığa gömülüyordu... Bazen içindekini atmak bir çözüm sunmaz veya güneşin siyah bulutların arasından çıkmasına izin vermezdi. Papatyanın kurumuş yaprakları kadar yıpranmış ve rengi solmuş ruhtan ne beklenebilir ki?
Yağmur damlaları ve göz yaşları yarışıyormuşcasına akıyordu. Sanki hangisi daha fazla akacakmış gibi.