....
1908 Devrimi: Özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve adalet
23 Aralık 1876, Haliç Tersanesi’ndeki Bahriye Nezareti’nde İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya-Macaristan, Almanya, Rusya ve Osmanlı heyetleri toplantı hâlindedir. Konu, Osmanlı’nın Balkan toprakları ve büyük devletlerin bu topraklar üzerindeki çıkarlarıydı. Batılı devletler ile Rusya arasında kıyasıya bir mücadele beklenirken Osmanlı heyeti garip bir şekilde sakindi, sanki bir şey bekleniyor gibiydi. Nitekim konferansın açılış oturumunda dışarıdan ardı ardına patlayan top sesleri işitilmeye başlandı. Herkes pencerelere üşüşmüş ne olduğunu anlamaya çalışırken Osmanlı heyetine liderlik eden Hariciye Nazırı Saffet Paşa ayağa kalkarak söz aldı: “İşitilen bu top sesleri bütün Osmanlı ülkesinde Kanun-i Esasî’nin ilanını haber vermektedir. Bu dakikadan itibaren Türkiye hükümet-i meşruta sırasına dahil olmuştur,” diyerek heyetiyle birlikte toplantıyı terk etti.
Kısa süren bahar
Osmanlı monarşisi iç ve dış baskılara dayanamamış Jön Türkler’in yıllardır savunduğu fikre gelmişti. Buna göre meşrutiyet idaresine geçilip ülkedeki tüm dini ve etnik kesimlerin temsil edileceği bir meclis açılıp herkesin hakkı bir anayasa ile garanti altına alınırsa sadece ülkede iç huzur sağlanmakla kalınmaz, aynı zamanda büyük devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine müdahale etme gerekçesi de ortadan kaldırılmış olurdu. Bu düşünceyle kısa bir süre önce, Genç Osmanlılar Cemiyeti’nin başındaki isim olan Mithat Paşa sadrazamlığa getirilmiş ve konferans kararlarından önce meşrutiyetin ilan edilmesi planlanmıştı. Ancak meşrutiyetin ilanı büyük devletler nezdinde umulan etkiyi yaratmadı. Konferansta tek mutlak monarşi ile yönetilen ülke olarak kalan Rusya sert bir tepki verdi, Rus sefiri “Avrupa’da parlamentosu olmayan tek ülke olma ayıbını biz