destiny

destiny
@Soru__
Kasım 2019 itibariyle okuduklarım
Modern toplum tarafından sürüklenen insan­lar kapalı içleri olan, ama iç dünyaları olma­yan, çağrı karşısında duyarlı ve çağırmaya el­verişli bir iç alemde barınmayan kimseler ha­line geliyorlar.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Keşke... diyen insan­lar bilmiyorlar ki onlara o anda "keşke..." de­dirten de önceki tutumlarının ortaya çıkardığı sonuçlardır. Her "keşke..." düşünceden uzaklaşmak, insanla ilgili asıl endişeyi tanı­maktan kaçmaktır.
İnsanoğlunun zaman ve mekân bakımın­dan birbirinden farkı düşünce dünyalarının farkından başka bir şey olmasa gerek. Düşün­celer söz konusu olunca insanın hem beden, hem kumaş, hem de tezgâh olduğunu görebili­riz. Yani insan düşüncelerle güdülür, güden düşünceleri üstlenir, düşünce güdümünü üre­tir. Süreç eşzamanlı olarak tersinden de işler: İnsan ürettiği düşüncelerin güdümüne girer, üstlendiği düşünceleri güder ve güdüldüğü kadar düşünür. Ancak bütün zihin faaliyetlerimize genel bir ad vermiyoruz, insanın zih­nen içine daldığı işlerin hepsi düşünce değil. Şartlanmalarımız, alışkanlıklarımız, korku­larımız dolayısıyla düşünce dünyamızı biçim­lendirmemiz mümkün. Bizim düşünce dünya­mızın mahiyeti daha çok varlık karşısında sahip olduğumuz hassasiyetle (duyarlıkla) açığa çıkıyor.
Baskının olduğu yerde yalnız baskı altında kalan değil, baskıyı uygulayan da ezilir. Kendi dokuduğu düşünce kumaşını başkasına giydirmeye kal­kanlar da mecburiyetler altında kalır. Mecbu­riyetler mecburiyetleri doğurur: Sonuç şiddet ve acımasızlıktır.
Kültürün baskıcı vasfı veya baskıcı vasfıyla bizi etkileyen kültür bir bakıma bizleri başka­sının dokuduğu düşünce kumaşını giymeye zorluyor.