İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler departmanında çalışan Maya, yurt dışından gelen yabancı konukları ağırlamakla görevlidir. Maximilian Wagner adında 87 yaşında bir profesörü karşılamak üzere havaalanına gider. Profesörün gelmesi üzerine takip edildiğini fark eden maya, neden takip edildiğini araştırırken bazı gerçeklerle yüzyüze gelip bizlere olayları aktarmaya başlar.
Profesör katolik bir aileden gelmektedir fakat yahudi birine aşık olur ve onunla evlenir. Karısı evlendikten sonra adını değiştitir ve başka bir şehirde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Hitler yahudileri öldürmeye başlar ve bunun üzerine ikili kaçacak yer arar. Arkadaşları vasıtası ile Türkiye’nin türlü mesleklere profesör kabul ettiğini öğrenir. Yola koyulduklarında Alman polisi onları yakalar ve karısı kaçırırlar. Profesör İstanbul’a yalnız gelir ve karısını kurtarabilmek için her türlü yola başvurur. Sonunda muradına erer ve karısı Filistin’e giden bir gemiye binerek İstanbul’un yolunu tutar. Fakat gemi Şile yakınlarında durdururlur ve kimsenin gemiyi terk etmesine izin verilmez. Türkiye gemiyi kabul etmez. Filistin de İngiltere’nin baskısı ile gemiyi kabullenmez. Profesör her gün Şile sahiline giderek karısına kavuşmayı hayal eder fakat bür gün büyük bir patlama duyulur ve gemi batar. Rusya bir denizaltıdan atılan füze ile gemiyi batırmıştır. Bunun üzerine profesör bir şok geçirir ve hastalanır. Tedavisi için Amerika’ya gider.
Struma olayı İngiltere, Rusya, Türkiye ve Almanya devletleri için bir kara sayfadır ve her devlet profesör olayın üzerine gider diye korkmaktadır. Bu yüzden onu takibe almışlardır fakat profesörün tek amacı karısının öldüğü yere son kez giderek ona sevdiği şarkıyı çalmaktır.