Her şey bulamaca dönmüştü, birinin söylediği tek bir cümle bu bulamaçta dalgalar oluşturuyor, bir başkasının zembereğini boşaltıyor, tetiklenen birisi başka birine laf atıyordu. Bazıları da bu durumdan, kendilerince fayda sağlamak için maymunluklar yapıyordu. Özetle, tutunacak hiçbir ilke, kavram, düşünce, doktrin, duygu kalmamıştı. Her şey insan denen hayvanın dürtüleriyle sürükleniyordu.
Hayatla meselesi olan, kendini kanıtlamak isteyen, dünyaya bir güzellik katmaya niyetli herkes başvurup buraya gelebilir. Burası insanlar için bir dönüm noktası olacaktır. Biliyorsunuz bir yerlerde çalışarak hayata tutunmaya çalışırsanız sizi bir kalıba sokarlar ve olgunlaşıp büyümenizin üzerine maaşla ipotek koyarlar.
Sayfa 94 - Gri Yayınevi - Karakter: Barış Ergüder·Kitabı okudu
Ne yaparsan yap dünyayı, geçmişi, başka dönemleri, kendini, bulunduğun dönem üzerinden tanımlıyorsun. Bugünden bakıp geçmişteki bir doğruyu resmetmeye çalıştığında onu çarpık görüyorsun. Sürekli olarak etki altındayız, sosyolojik, ekonomik, ahlaki, psikolojik, fiziksel… Mütemadiyen her şeye çarpık bakıyoruz ve bu çarpıklığın da açısı sürekli değişiyor. Dönüp duran bir kristalin içinden bakıyor gibiyiz dünyaya. Pratik beynin hapishanesindeyiz. Şu an hayatta kalan insan türü en tepede. Bunu pratik beynimiz sayesinde kazandık. Bunun karşılığında sıkıcı, dar bir hapishaneye girdik. Cennetten kovulma hikâyesi de bu. Bazı hayvanlar, deliler, bizdeki zekâya sahip olmayan canlılar büyülü bir gerçeklikte yaşıyor olmalılar. Biz ise pratikleştikçe, cennetten uzaklaştık. Aklı devre dışı bırakıp cennete geri dönebiliriz. Bir rüyanın içinde gibi yaşarız. Ölümün farkına dahi varmayız. Dolayısıyla bu bilincin var olma savaşıdır.
Sayfa 183 - Gri Yayınevi - Karakter: Barış Ergüder·Kitabı okudu