"Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok."
Ömer Hayyam
Vaktinden sonra dilenen özürler, sarf edilen sevgi sözcükleri hatta ve hatta en can alıcı cümleler bile zamansızlık silahıyla cezalandırılacak kadar önemsiz.
Her şey vaktine esirdir. Geç gelmiş baharın bir mezara faydası yoktur.
Kitaplarla, resimlerle, güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları, kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum.
Ben ki seni bir yaprak misali hep hatıra defterim de saklardım.
Ellerini tutardım umursuzca.
Ve daha umutlu bakardım yaklaşan ölümüme.
Mevsim birden kıştan yaza dönerdi .
Ellerin terlerdi hafiften
Anlardım Güneş gökyüzünde değil avuçlarının içindeydi .
Gözlerin bulutlara değerdi.
kaçamak bir çocuk utancıyla
Kirpiklerin ıslanırdı birden
Sonra hafiften bir Yağmur çiselerdi .
Her damlası yüreğime değen.
Gözlerine bakardım derinden
Bana gökyüzünü hatırlatan morluklar vardı göz altlarında .
Ve hep düşünürdüm kaç yaşanmışlık sığdırmıştın o halkalara
Ben düşündükçe dünya durur devrini tamamlardı.
Sonra
Asardım umutlarımı bin bir bulutlu geceler de, dar ağacında
Ve Ölüme daha çok yaklaşırdım
Ve hep sana aşıktım
Ve aşka açtım..