Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağını söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapmayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu veya günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir babaya ihtiyacı her zaman var mıdır, yoksa, kafamız karıştı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?
Yazar olabilseydim, ben de her şeyi gören, her ayrıntının hakkını veren, kimi zaman insanlığıyla beni heyecanlandırıp kederlendiren, kimi zamanda şaşkınlık ve hayrete boğan bu bitip tükenmez ansiklopedik kitaplar gibi bir şeyler yazmak isterdim.
Ben kitaplara meraklıydım ama her modern Türk gibi şahname'yi, Rüstem ve Sührab'ı bilmiyordum, ama resmin verdiği duygu, baktığımın ruhumun derinliklerindeki baba olduğuydu.
Tahran'da laiklik belli ki nicedir Türkiye'de olduğunun aksine, ordunun desteği ile de olsa var olan ve telaşla korunması gereken değil, hiç var olmayan bir şeydi ve bu da onu daha temel bir ihtiyaç yapıyordu.