Eda

Mahmut usta istanbulluların yüzyıllardır kuyuya attıkları, sakladıkları şeyleri saymayı da çok severdi: kılıçlar, kaşıklar, şişeler, gazoz kapakları, lambalar, bombalar, tüfekler, tabancalar, oyuncak bebekler, kafatasları, taraklar, nallar ve en akla hayale gelmez şeyleri bulmuştu eski kuyularda. Gümüş paralar da bulmuştu. Belli ki bunların bazıları, susuz, kör kuyulara saklanmak için atılıyor, sonra da yıllarca, yüzyıllarca unutuluyordu. Bu tuhaf değil miydi? insanın sevdiği, kıymetli bir şeyini kuyuda bırakıp sonra da unutması acaba neyin işaretiydi?
Sayfa 50
Alıntı
Reklam
Kasabadan dönerken yıldızların sınırsızlığına bakarak yazar olacağımı bir kere daha düşündüm.
Sayfa 48
Alıntı
Adil olmayan baba evladını kör eder.
Sayfa 35
Alıntı
Her usta, bir baba gibi çırağını sevmek, korumak ve eğitmekle yükümlüydü.
Sayfa 34
Alıntı
Gençliğinde bir ideal için birlikte heyecanla kitap okuduğu kızla daha sonra evlenmek, babama göre en büyük mutluluktu.
Sayfa 32
Alıntı
Reklam