"Canım oğlum, özgürlük renklerden gelmez. Renkler sadece partileri temsil eder. Bunlardan çıkacak özgürlük, sana başkalarının parasıyla içki içme özgürlüğü, kirli külüstür bir arabayla oy kullanmaya gitme özgürlüğü, senin rengini giymeyene hakaret etme özgürlüğü, yarım yamalak anladığın bir şey için sesin kısılana kadar bağırma özgürlüğü verir. Senin özgürlüğün bu mu?"
"Benim prensibim şudur," dedi, "durdurma gü cüne sahip olduğumuz zulümle haksızlığı görmezden gelip harekete geçmezsek kendimizi o suçun ortağı yaparız."
. "Dünya neden bu kadar kötü, biliyor musun?"
"Hayır, bilmiyorum," dedi arkadaşı.
"O hâlde ben sana söyleyeyim. Çünkü insanlar sadece kendi işlerini umursuyorlar. Mazlumların haklarını savunmak ya da failleri ortaya çıkarmak için zahmet etmiyorlar. Böyle bir kötülüğe tanık olduğumda hiçbir şey olmamış gibi çekip gidemem asla.
"Ben dine inanmıyorum çünkü sizin gibi dindarların diğer insanlardan daha iyi olduğuna hiç tanık olmadım."
"Daha iyi değillerse yeterince dindar olmadıkları içindir," diyerek araya girdi Jerry. "Senin dediğin gibi olsaydı birileri kanunları çiğniyor diye Ülkemizin kanunları iyi değil, demek de doğru olurdu. Doğrusunu istersen bir insan öfkesini kontrol edemiyor, komşusu hakkında kötü konuşuyor, borç-larını ödemiyorsa o insan dindar değildir. Ne sıklıkla kilise-ye gittiği beni ilgilendirmez. Bazılarının hilebaz veya riyakar olması dinin sahici olmadığı anlamına gelmez. Gerçek din, dünyadaki en iyi ve en doğru ilkelerin toplamıdır. İnsanı sahiden mutlu kılar, dünyayı daha iyi hale getirir," diye yanıtladı
"Niçin savaştıklarını biliyor musun?" diye sordum.
"Hayır," dedi. "Bir atın anlayabileceğinden çok öte bır şey bu. Fakat düşmanı öldürmek için deniz üzerinden bunca yolu gitmek icap ettiğine göre bu düşman dedikleri sahiden çok kötü insanlar olmalı."